|
MİLLİ MÜCADELEDE
YILLARINDA ANTALYA
Balkan Savaşı’nda
yenilen Osmanlı İmparatorluğu, İtalyanlara bazı
ayrıcalıklar veren bir barış antlaşması imzalamak
zorunda bırakılmıştı. Bu antlaşmadan sonra ilk sivil
İtalyan grubu, Rodos Belediye Başkanı ile birlikte
Antalya’ya geldiler. 0 sırada Antalya kentinde ,
İtalyan uyruklu üç Rum. iki Yahudi aile vardı ve
bunlar, haklarının korunması konusunda İngiliz Konsolosluğuna
yetki vermişlerdi.
Önce İngiliz Konsolosluğuna
verdikleri yetkiyi geri aldılar. Yeni yapılmış bir
evi İtalyan Konsolosluğu binası olarak kiraladılar
ve üzerine bayraklarını çektiler.
Trablusgarp’ta İtalya
ile savaş devam ederken, Antalya Mutasarrıflığına
Niğdeli Abdullah Sabri Bey tayin edilmişti. Abdullah
Sabri Bey’in ölmesi üzerine, yerine Burdur Sancak
Beyi Kemal Bey tayin edildi.
İtalyanların Antalya’yı
sömürgeleştirme isteklerinin ilk işareti 19 Eylül
1329(2 Kasım 1913)
tarihinde
bir okul açma girişimleri ile başladı. Sancak Beyi
bunu önlemiş ancak İtalyanlar, bu kez Cavalini adında
bir deniz yüzbaşısı getirerek, kadınlara ait bölümü
de bulunan ve bugün Yenikapı semtinde Dumlupınar
İlkokulu’nun bulunduğu binada sekiz yataklı bir
hastahane açtılar. Kendilerine resmi izin verilmemişti.
Fakat Dr. Cavalini, işi kılıfına uydurarak, bunun
şimdilik bir klinik olarak kullanılacağını belirtmiş
ve hasta yatırarak çalışmaya başlamıştı bile. Bunun
arkasından, yine izin alınmadan bir de okul açıldı.
Sancak Valisi, bu gelişmeler karşısında bir şey
yapamıyor; İtalyanlar ise, Kapitülasyon hayalinden
güç alarak, bu türdeki çalışmalarını elden geldiğince
arttırıyordu.
Bu sırada İtalyan
Hastanesi, hem kadın hem erkek hastalar yatırılarak,
ücretsiz ilaçlar verilerek, alabildiğine çalışıyordu.
Ne yazık ki, o günlerde Antalya’da, tek Resmi doktor
olan Belediye Doktoru Ispraki Efendi idi. Halk çaresiz
akın akın İtalyan Hastahanesine koşuyordu ve bunu
engellemek olanaksızdı. Ayrıca Dr. Cavalini köylere
kadar gidip hastalara bakıyor, ilaç parasını bile
cebinden veriyordu.
Öte yandan, çeşitli
alanlarda büyük bir çalışma devam ediyordu. Çok
eski tarihlerde İtalyan uyruklu iki kişi adına arama
izni alınmış, fakat geçerliliği kalmamış, hatta
sahipleri ölmüş maden yatakları üzerinde hak iddia
etmek, sinema açmak, elektrik fabrikası kurmak,
demiryolu açmak vs..
İtalyan Konsolosu,
yerel emniyet ve belediye zabıtası işlerine karışarak,
küstahlığını daha da ileriye götürmüştü. Fakat Birinci
Dünya Savaşının başlaması, cesur girişimleri ile
tanınan Sabur Sami Bey’in sancak beyi olarak gelmesi
ve konsolosun aşırı hareketlerine sert bir şekilde
karşılık vermesi durumu değiştirdi. Konsolos, doktoru
ve başka İtalyanları da yanına alıp, haliyle bütün
tesisleri de bırakarak çekip gitti.
Birinci Dünya Savaşı’ndan
sonra savaştan kazançlı çıkan İtalyanların ilk hareketi
Antalya’ya tekrar pençelerini uzatmak olmuştur.
Antalya’nın ticari
ilişkileri, yalnız deniz yoluyla sağlanıyordu. Şeker
Trieste’den [loyd gemileriyle; manifatura ve benzeri
Marsilya’dan pirinç ve kahve Mısırdan Arap gemileriyle
geliyordu. İstanbul ve İzmir ile bağlantıyı Yunanlı
Yandelion, sözde Osmanlı, aslında Rum Hacı Davut’un
gemileriyle sağlanıyordu. Karadan Yörükler aracılığı
ile develerle Koçhisar’dan tuz getirtiliyordu.
1911 Yılında başlayan
Trablusgarp Savaşı, deniz seferlerini sekteye uğratmış,
hele 1914-1918 arası Fransız kruvazörlerinin ablukası
yüzünden Antalya’nın dış dünya ile bağlantısı tamamen
kopmuştu. Kibrit çöpüne kadar her gereksinimini
dış ülkelerden sağlayan Antalya halkı da bu yüzden
oldukça bunalmıştı. Halk bu deniz yolunun biran
evvel açılmasını gözler olmuştu.
Mondros Bırakışması’ndan
sonra bu yolu ilk kez Rodos’taki İtalyanlar açtı.
Rodos Belediye Başkanını da taşıyan bir İtalyan
gemisi Antalya’ya yanaştı. Başta giyecek maddeleri
olmak üzere, Antalya’nın pek çok ithal maddesine
gereksinimi vardı.
Öte yandan, dört
yıldan beri boş olan Ticaret Odası Başkanı H.Ratip
Osman Efendi’nin kiralık evi, yine İtalyan Konsolosluğu
olmuştu. İngiltere Konsolosluk binası ise, (şimdiki
Özel İdare Işhanı’nın bulunduğu yerdeki şimdi olmayan
binada) bu binanın sahibi olan ve daha sonraları
sürgün edildiği İstanbul’da ölen İngiliz Konsolosu’nun
varisi kız kardeşinden kiralanmıştı.
0 yıllarda Anadolu’nun
dünyaya açılan iki kapısı vardı. Karadeniz’de İnebolu
ve Akdeniz de Antalya. Her gün çok sayıda ticaret
gemisi gidip geliyordu Ve İtalyanlar arasında birinci
sıradaydılar.
1919 yılının ilkbahar
aylarında Antalya limanında bir İtalyan zırhlısı
ile kıyıya kadar sokulmuş bir İtalyan torpidosu
günlerce bekliyor, zırhlının tahliye botları, rıhtım
ile er arasında mekik dokuyordu. Öte yandan, mütareke
sonunda Antalya Sancak gitmiş, yerine bir yenisi
tayin edilmemişti. Hükümet, Sadrazam Damat Ferit
Paşa’nın elindeydi. Dahiliye Nazırlığı görevini
ise, İbradılı ünlü Cemal Bey yürütüyordu. Akka Defterdarı
iken, Filistin’in kaybı üzerine Antalya Defterdarlığına
atanan İbradılı Beye (Talat Kişmir) Sancak Beyliği
vekalet görevi verilmişti.
|