YÖRÜKLER
Orta
Asya’dan Anadolu’ya göç ederek bir kısmı Toros Dağlarına
yerleşen bu Türk Aşiretleri yakın bir zamana kadar
konar göçerliklerini korumuşlardı. Bugün çok az
sayıda çadır yaşamı sürdüren bu Yörüklerin sayıları,
1950’lı yıllara kadar yüz binleri buluyordu.
Yörüklerin
yaşam tarzında hayvanları, her şeyin üstünde bir
değer taşıdığından,onların uğruna yazın serin, otları
ve suları bol yaylalara, kışın ise yine otça zengin,
liman iklimli sahildeki kışlaklara gidip gelirlerdi.
Geçimlerinin
ana kaynağı hayvancılık olan bu Yörükler, gelenek
ve göreneklerini yüzyıllar boyu değişikliğe uğratmadan
günümüze kadar taşımışlardır. Ekim sonlarında ovaya
inerler; Mayıs ayı sonlarında ise Toroslardaki yaylalara
göç ederler. Ovaya göçüş ile ilkbaharda yaylaya
çıkışta ve evlenme sırasında hazırladıkları şenlikler
çok ilgi çekicidir.
Bu
yüzyılın ortalarına kadar Yörüklerin sayıları yüz
binlerle ifade ediliyordu. Son yüzyıl yarısında
çoğunluğu yerleşik hayata geçtiklerinden sayıları
oldukça azalmıştır. Halen en çok yayladıkları yerler
Seydişehir, Beyşehir, Eğridir, Korkuteli, Elmalı
ve Beydağları’ndaki yüksek yaylalardır. Bunlar ancak
ekim ayı geldiğinde, kışları Antalya’nın ılık ovalarındaki
yerleşik evlerinde geçirmektedirler. Bu kışlaklarında
olduğu kadar yazın çıktıkları yaylalarda besledikleri
hayvanları özellikle kurban bayramlarında satarak
geçimlerini sürdürmektedirler.
DÖŞEMEALTI VE EL SANATLARI
Karain
Mağarasının da bulunduğu geniş bir bölgeye Döşemealtı
denir ve burası Antalya Bölgesinin en eski el sanatları
merkezidir. Özellikle Yeniköy, Kovanlık, Camili
gibi yerleşim birimlerinde bugün dahi her evde bir
hali tezgahı görmek mümkündür. Bunun nedeni eski
tarihlere dayanmaktadır. 12. yüzyıldan sonra Anadolu’ya
gelip Antalya ve çevresine yerleşen Teke Yörükleri,
yöreye adını verdikleri gibi kültürlerini de yaymışlardır.
Günümüzde Antalya’nın en önemli el sanatlarından
olan dokumacılık da Yörüklerin göçebe yaşayışının
bir parçasıdır. Bunlardan, göçebe yaşayışını bugün
de sürdürenler yılın 2-3 ayını göçte geçirirler.
Göçebelik, konutun ve diğer eşyaların hafif, kolayca
taşınabilir olmasını gerektirir; bu gereksinimi
karşılayan dokumalar büyük bir önem kazanmıştır.
Hemen her çadırda bir tezgah vardır.
Yörüklerde
içinde günlük yaşamın geçtiği çadır, kara keçi kılından
kanatlar şeklinde dokunur; yedi kanattan bir çadır
çıkar. Dokuma aralıklı ve seyrek olduğundan, havalandırmaya
ve içeriden dışarısının görünmesine olanak verir.
Bunlardan başka aynı malzeme ile erzakların depolandığı
çuvallar ve kilimler de dokunur. Ancak bunlara dokunduktan
sonra ilaveten renkli yün ipliklerle üzerlerine
çeşitli geometrik desenler ile günlük hayattan alınmış
kuş, kelebek vb. motifler işlenir.
DÖŞEMEALTI HALILARI
Antalya
da yalnız göçebeler değil, köylüler de dokumacılıkla
uğraşırlar. Döşemealtı halıları, Türkiye’nin en
çok tanınmış ve yüzyıllar boyu motiflerinin en az
değişime uğrayanıdır. 1,5-2 metre boylarında yapılan
bu halıların ana renkleri lacivert, bordo, yeşil,
kırmızı ve beyazdır. Renklendirmede kullanılan kök
boyaların elde edilişi nesilden nesile geçmiş, ancak
son yıllarda unutulan bazı bitki boyalarının yerini
sentetik boyalar almıştır. Döşemealtı halılarının
Halelli, Toplu, Kocasulu, Dallı, Mihraplı, akrepli
ve Terazili Toplu olmak üzere yedi değişik zemin
kompozisyonu vardır.
|