|
ANTALYA’ DA OSMANLILAR
DEVRİ
1402’deki Ankara
Savaşı’nda Yıldırım Beyazıdın yenilmesi üzerine
Osman Çelebi, Beyliği canlandırmak üzere yeniden
harekete geçerek Korkuteli’ni ele geçirdi, fakat
Antalya’yı alamadı. 1402-1415 yılları arasında Antalya’ya
Karamanoğulları hakim olmuştu. Tek başına kentteki
Osmanlı kuvvetlerini yenmesi olanaksız olduğundan
Karamanoğlu Mehmet Bey’den yardım istedi (1423).
Firuz Bey, Osman Çelebi’nin Karamanoğulları kuvvetleriyle
birleşmesine meydan vermeden, Subaşısı Hamza Bey’le
Korkuteli’ne ani bir baskın yaptırttı. Hamza Bey,
hasta haliyle kaçamayan Osman Çelebi’yi yakalayıp
öldürdü. Bu sırada Antalya’yı kuşatan Mehmet Bey
de, kaleden atılan bir gülle parçasının isabetiyle
ölünce yalnız Antalya değil. bütün bu bölge Osmanlıların
eline geçmiş oldu. (1423).
Tekeoğulları’nın
yüzyıl kadar süren egemenlikleri süresince Teke
Beyliği’nde büyük gelişme olmadı. En kudretli dönemlerinde
sürekli Kıbrıslılar’la savaştıklarından ve kültür
alanlarında bir eser bırakmalarına olanak olmadı.
Ancak Teke yöresine eşen ve eski Türk gelenek ve
göreneklerine sıkı sıkıya bağlı olan Türkmen oymakları
arasında Ahilik ve Bektaşilik yayıldı. Özellikle
Ahiler (Bkz. 600 Yıl Once Antalya, H.Çimrin, Antalya
Folkloru Il) oldukça fazla bir taraftara sahip oldular.
Ahiler, Tkelioğlu Hızır Bey zamanında Antalya’da
geniş bir örgüt kurdular. Hızır Beyden sonra Teke
Eline egemen olan Teke Beyleri de bu bölgede birçok
zaviye ve tekkeye Köyleri vakfettiler.
Beyazıt II. Devri
sonlarında Şehzade Korkut, bu sancağın başında bulunuyordu.Bugünkü
Kesik Minare camisini, kiliseden camiye o çevirtmişti.
Babası ölünce tahta çıkan kardeşi Selim (Yavuz)
tarafından takip ettirilerek Korkuteli’nde Osman
Kalfalar Köyü yakınında saklandığı bir mağarada
yakalanarak Bursa’ya götürüldü ve orada öldürüldü.
Teke Elı’ndeki bir
kısım halk 1511’de Şah İsmail’in adamlarından Şahkulu
Baba Tekeli ile birleşerek büyük bir isyan çıkardılar.
Şahkulu isyanının aynı yıl içinde bastırılmasından
sonra, Teke Elindeki Şiiler ve Şahkulu isyanına
katılanlar, Rumeli’ye sürgün edildiler. Bu sürgünler
yüzünden Teke Elinde nüfus azaldı. Kent ve kasabalar
küçüldü.16.yy’dan sonra, eski önemini kaybeden Teke
Eli, daha sonraki yüzyıllarda sancak haline geldi.
Il. Sultan Mahmut zamanında (1813) Tekelioğlu Mehmet
ve İbrahim Ağa’ların ayaklanmaları ise sonuçsuz
kalmıştır.
Antalya, Osmanlı
İmparatorluğu yönetim örgütünde merkezi Kütahya’da
olan Anadolu Eyaleti’nin 14 sancağından (vilayetinden)
birinin merkezi olmuş ve sancağa Teke Sancağı” adı
verilmiştir. İmparatorluğun sonlarına doğru 5 ilçeli
Teke Sancağı, 1913 yılında Konya Vilayetine bağlanmış;
bu eyaletin beş sancağından biri olmuştur. 0 zamanlar
toplam köy sayısı 549 idi. Sancak toplam nüfusu
1 890’da 224.000 kişi idi.Bunun 15.000 kadarını
Yörükler oluşturuyordu. Devlet arşivinde bulunan
1840 tarihli bir belgeden Antalya Kalesi içindeki
nüfusun çoğalması nedeniyle, sur dışında bir mahalle
kurulması ve bir kapı açılmasına (Bugünkü Yenikapı)
izin veriliyordu. Daha sonra Antalya, 1913 ilkbaharında
Teke Sancağı adıyla bağımsız bir mutasarrıflık oldu.
Aynı yıl İtalya ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu
da, Antalya’da birer konsolosluk açtılar. Cumhuriyet
devrinde sancaklara “Vilayet” adı verilmiş ve Antalya
ortaya çıkmıştır.
ZİNCİRKIRAN MEHMED
BEY
Mübarizeddin Mehmet
Bey, Zincirkıran” unvanı ile anılan değerli bir
insandı. Mehmed Bey ömrünü Kıbrıslılara karşı mücadele
ile geçirdi. Onun zamanında, Antalya’nin kaybının
acısını bir türlü unutamayan Kıbrıs Kralı Pierre
1, 114 parçadan meydana gelen bır donanma ile ani
olarak Antalya’yı denizden ve karadan kuşattı ve
bir gün sonra da Antalya’yı ele geçirdi. Kıbrıs
Kralı Pierre, bu sayede bir buçuk yüzyıl sonra Şehri,
tekrar Türklerden almış oldu. Antalya’nın 1361-1373
yılları arasında Kıbrıs Krallarının elinde bulunduğu
Paşa Camii’nin kuzeyinde fakat bugün yıkılmış olan
bir kuledeki yazıttan anlıyoruz. Yazıtta “Tanrının
yardımı ile güçlü Kıbrıs ve Kudüs İmparatoru Petro
1361 yılında Ağustosun 24 üncü gecesi olan Salı
günü güçlü askeri ile Antalya’yı aldı” denilmektedir.
Fakat Zincirkıran
Mehmed Bey bu kayıptan yılmadı. Korkuteli’ne çekilerek
savaşa devam etti. Arada geçen yıllar içinde kuvvetlerini
çoğalttı, yetiştirdi. Her ne olursa olsun Kıbrıslıları
bu güzel limandan koymayı kafasına koymuştu.
Mehmed Bey’in hazırlanması
uzun bir zaman aldı. Tam on iki yıl sabırla hazırlandı
ve emek verdi. En sonunda, 1373 yılında Kıbrıslıları
kentten koymayı ve Antalya’yı tekrar Türk egemenliğine
sokmayı başardı. Bu, Antalya’nın bir Türk kumandanı
tarafından altıncı kez olarak alınışıdır.
Zincirkıran Mehmed
Bey’in zaferden sonra Antalya’ya girişi o kadar
görkemli oldu ki, bu güne kadar Antalya’da hiçbir
kumandan bu kadar coşkuyla karşılanmam iş, bu kadar
sevgiye ulaşmamıştı. Mehmed Bey, buna o kadar çok
sevindi ki, bir Şükran ifadesi olarak cami yaptırmaya
karar verdi. Bu isteğini, Kale içinde Yivli Minare
Camı diye anılan camiyi, baştan başa tamir ve iyileştirmek
suretiyle gerçekleştirdi.
Zincirkıran Mehmed
Bey, Antalya’yı kurtarışından sonra ancak beş yıl
yaşadı ve 1378’de vefat etti ve Yivli Minare Külliyesi
içinde gömüldü. Mezarının üzerine planlı kümbet
şeklinde bir türbe yaptırıldı. Mehmed Bey’in ölümünden
sonra yerine Osman Bey geçti. Osman Çelebi Bey,
1392’ye kadar Antalya’da hüküm surdu Osman Bey Çelebi
Bey devrinde Tekelioğlu Beyliği’nin eski gücü ve
önemi kalmamıştı. Sultan 1.Murat 1387’de Karamanoğlu
Alaeddin Bey’i yenerek Beyşehir’e geldiği zaman,
Tekeoğulları’nın çok zayıf durumda olması nedeniyle,
Teke üzerine sefer yapmaya gerek görmedi. Yıldırım
Beyazıt 1390’da Osman Çelebi’nin oğlu Mustafa Bey’in
elinde bulunan Antalya üzerine yürüdü. Mustafa Bey
Mısır’a kaçtı ve kent Osmanlıların eline geçti (1392).Antalya
Muhafızlığına Firuz Bey tayin edildi ve daha sonra
Teke bir Şehzade Sancağı oldu.
|