KIYILAR


Ortalama olarak Türkiye kıyılarının %6.2’sine (590km) sahip Antalya İli’nin batı kesiminde dağlar denize dik olarak indiklerinden girintili, çıkıntılı bir kıyı çizgisi ve derin bir deniz meydana getirmişlerdir. Dağların kıyıdan itibaren yer yer ve birden yükselişleri, kıyıyı tekdüzelikten kurtarmış, birçok küçük ve güzel manzaralı koylar meydana getirmiştir. Ancak bu kıyılardaki kumsal alanlar az ve koylar hava akımlarına kapalıdır.

Antalya’nın doğusunda ise dağlar kıyıya paralel olarak uzanırlar ve az girintili çıkıntılı boydan boya kumsal bir sahil bandı meydana getirirler. 289 km uzunluğundaki doğal kumsalların yer aldığı Antalya ilinde, özellikle Antalya-Gazipaşa arasında çok güzel ve ince kumlu kumsallar vardır. Arazinin kalker oluşu nedeniyle yer yer dik falazlerin görüldüğü Antalya kentinde bazı akarsuların (Düden Suyu gibi) denize bu falezlerden çağlayanlar halinde düşüşü turistik yönden ilgi çekici bir güzellik oluşturur.     

OVALAR

Kıyılardan içerilere doğru, denizden dağların uzaklaşmalarına bağlı olarak irili, ufaklı ovaların yer aldığı görülür. Antalya’nın batı kısmında dağların denize dik ve fazla yaklaşmış olmaları, sürekli ve büyük ovaların oluşmasına olanak vermemiştir. Burada Dümrü Deresi, Yaşgöz ve Alakır Çayları gibi akarsulara bağlı olarak oluşmuş Kumluca, Finike ve Tekirova dışında önemli bir ova yoktur. Antalya’nın doğu bölümünde ise, dağların denizden uzaklaşmalarına paralel olarak, büyük akarsuların da varlığı ile, batıdan doğuya doğru Aksu, Serik, Manavgat, Alara ve Alanya gibi büyük ve birbirini tamamlayan bir ovalar zinciri ortaya çıkmıştır. 

KIYI OVALARI

Antalya İli’nin batıda Eşen Çayından başlayarak, doğuda Kaledrran Çayı’na kadar yaklaşık 500 Km uzunluğunda bir kıyısı bulunur. Bölgenin her tarafına egemen Toroslar’dan akan akarsular yoluyla inen topraklar, bazı sahilleri doldurarak birçok ovalar meydana getirmişlerdir. Bu ovalar, bazen Toroslar’ın denizle kucaklaştığı küçük ve dar parçalardan; bazen de Antalya’dan Alanya’ya kadar uzanan, uzun fakat genişliği hiçbir yerde 30 km yi geçmeyen düzlüklerden ibarettir. Toprakları alüvyonlu, iklimi sıcak ve her parçası yerine göre bir veya birkaç küçücük “Nil” ile sulandığı için son derece verimlidir. Burada Akdeniz İklimine özgü bütün meyveler ve tahıldan başka sıcak iklim ürünleri olan muz, hurma, zeytin, pamuk, susam da yetişir. Yetişme için gerekli koşullar o kadar uygundur ki, bir fidanı rüzgarın sallantısından korumak için ‘kurudur’ diye diktiğimiz bir dayağın, hatta bazen toprağa gömülen bir kısmı yakılmış olan odundan yapılma bir elektrik direğinin bile fılizlenip yeşerdiği görülür. Antalya toprakları turfandacılığa çok uygundur. Ekilmeye uygun olmayan taşlık ve kayalık yerleri ise çeşitli orman ağaçları ile süslüdür. Dağlarında yaban gülleri açar ve her türlü av hayvanları bulunur. 

KUMLUOVA (GELEMİŞ): Antalya İli’nin batı sınırını oluşturan Eşen Çayının Antalya tarafındaki kıyısında, ilk bakışta jeolojik bir değişim göze çarpar. Burada derin bir çöküntü meydana gelmiştir. Bu çöküntünün ortasından akan Eşen Çayı’nın batısında, Batı Anadolu’ya ait olan bölüme Kumlu Ova denir. Doğuda Güney Anadolu’nun başladığı yerdeki bölüme ise Ovagelemiş denir. Burası çöküntünün en çukur yeridir. Bunun ortasında oluşmuş Ovagelemiş Gölü, bugün hemen hemen kurutulmuştur. Bu ovanın doğudan batıya genişliği 10, kuzeyden güneye derinliği ise 20 Km kadardır. Bu ovanın batı kenarından akan Eşen Çayı’nın yakınında Xanthos, karşısında Letoon ve sahilde Patara antik kentlerinin kalıntıları vardır.

Ovagelemiş’i doğuda bir dağ yolu keser. Kaş’a gelinceye kadar sahil çok diktir. Aradaki Kalkan’da halkın toprak taşıyarak set oluşturdukları zeytinlikleri büyük bir uğraşının ürünüdür.

Kaş’ta çok dar ve küçücük bir ova vardır. Antiphellos kalıntıları buradadır. Doğuya doğru gidildikçe sahil yine çok dikleşir. Buna rağmen bu kayalar arasında bile büyük uygarlıkların yaşadığını, bu yolda sık sık rastlanan tarihi kalıntılardan anlamak zor değildir. 

DEMRE OVASI: Kekova Adası ile sahil arasındaki güzel manzaralı bir boğazdan geçtikten sonra, Demre Ovası’na gelinir. Demre (bugünkü adıyla Kale İlçe merkezi, sahilden 2 km içeridedir. Aynı adı taşıyan ve çok kez yazın kuruyan bir ırmağın doldurduğu bu delta ovası, çevrenin en verimli ve güzel yerlerinden birisidir. Burada iklim o kadar ılımandır ki, kış aylarında sera kurmadan turfanda sebze bile üretmek olasıdır. Bu ovada ekilen domates ve buna benzer fidelerin birkaç yılda meyve verdikleri görülmüştür. Demre Çayının (antik ismi Myros) denizle birleştiği yerde küçük bir iç göl meydana gelmiştir. Buraya Dalyan denir ve içinde çok çeşitli balık bulunur. Ovada tek yerleşim yeri olan Demre, 1987’de Kale adıyla ilçe yapılmıştır.

Demre Ovasının gerisindeki sırtta Myra antik kenti bulunduğu gibi sahilden 2 km kadar içerideki Kale ilçe merkezinde Ortodoks azizlerinden biri olan Aziz Nikolas’ın (Noel Baba’nın) kilisesi ve mezarı vardır. Demre Ovasının genişliği ve uzunluğu 8-10 km arasındadır. 

FİNİKE OVASI: Demre Çayı’nın doğusunda birdenbire dikleşen kıyı, Finike ilçesine kadar sürer ve bir burnu döndükten sonra Finike ilçe merkezi ile birlikte Finike Ovası başlar. Finike Körfezi kıyılarında yaklaşık 80 km2’lik bir alanı kaplayan ve ilçenin başlıca bitkisel üretim alanı olan Finike Ovası küçük akarsuların yığdığı alüvyonların Finike Körfezini doldurmasıyla oluşmuştur. Başgöz Çayı ve Beydağları’ndan çıkan Alakır Çayı ile sulanır. Burası da Antalya İli’nin verimli ve güzel ovalarından biridir. Gelidonya Burnunun yakınlarına kadar uzunluğu yaklaşık olarak 20; genişliği 10 km kadardır. Fakat genişlik gittikçe daralarak Hallaç, Demircilik, Bağyaka, Çavdır ve Değirmen Düzü dizimine kadar dar bir vadi halinde ve Akçay taraflarına doğru birkaç kilometre daha sürer. Buralar portakal bahçeleri ile kaplıdır. Finike Ovası’nda Türkiye’nin en nefis portakalı ve turfanda sebzeleri yetişir.

Finike Ovası’ndan sonra Kilidonya Burnundan başlayarak tekrar dikleşip, sarplaşan sahil, güneyden kuzeye dönerek Antalya İli’nin en oylumlu dağlarının eteklerinde bulunan dar ve küçük ovalardan (Tekirova, Göynük, Atbükü, Kemer, Beldibi) sonra Antalya Körfezinin güneyden kuzeye giden sahili ile doğudan batıya giden sahilin birleştiği köşeye kadar devam eder. 

ANTALYA OVASI: Batıda Beydağları, Kuzeyde Toroslar ve doğuda yine Toros Dağları ile Antalya Körfezi arasında kalan ovalara Antalya Ovası denir. Bunlar üzerinde bulunan ilçelerin adlarına göre; Serik, Manavgat, Alanya Ovaları isimlerini alırlar. Antalya Ovaları’nın en belli başlı özellikleri ise, Toros Dağlarından gelen Aksu, Köprü Çayı, Manavgat ırmağı, Alara çayı, Karpuz Çayı ve Dim Çayı gibi çayların sulamaları ile bol ürün almalarıdır Bu ovalarda elde edilen başlıca ürünler ise yurdumuza milyonlarca dolar döviz sağlayan pamuk, pirinç, susam, buğday, arpa, zeytin, narenciye ürünlerinden muz, portakal, limon gibi ürünlerdir. Antalya Ovaları’nın bu verimliliği yanında son yıllarda Bu ovaların sahillerinde yapılan turistik tesislerle, bu ova bölgeleri turizm yönünden de ayrı bir değer kazanmışlardır.