|
PİSİDYA
KONUMU VE SINIRLARI
Antik Pisidia bölgesi Anadolu’nun
güneyinde, Göller yöresinde yer alır. Bölge, güney-batıda
Lykia, güneyde Pamphylia, doğuda İsaura, kuzeyde
ise Frigya ile çevrilidir. Tauros (Toros) dağlarının
yüksek kitleleriyle kaplı olan bölgenin ortalama
rakımı 1000 metreden fazladır. Genelde etrafı tepelerle
çevrili düzlüklerde ya da kalker yükseltilerde yer
alan göller (Eğridir, Beyşehir, Kovada, Burdur,
Suğla, Kestel vd.) iklimini önemli ölçüde etkilemiş,
bölgede zengin bir bitki örtüsü görülmesine sebep
olmuştur.
Pisidia bölgesinin sınırları
günümüzde tam olarak bilinmemektedir. Genelde antik
bölgelerin kesin sınırları olmadığı, genelde bölgeler
arasındaki kesimlerin gerek coğrafi, gerek etnik
açıdan bir geçiş alanı niteliği taşıdığı söylenebilir.
Fakat bunun yanı sıra Pisidia’nın şehirlerinin tam
bir listesi de elimizde bulunmamaktadır. Çeşitli
antik yazarlar tarafından verilen şehir listelerinde
eksikliklere ya da çelişkilere rastlanabilmektedir.
Strabon, Hellenistik devir yazarlarından
Artemidoros’un Selge, Sagalassos, Pednelissos, Adada,
Tymbriada, Kremna, Pityassos, Amblada, Anabura,
Sinda, Arrassos (Ariassos), Tarbassos ve Termessos’tan
oluşan şehir listesini vermesinin yanı sıra Antiokheia
kentinden Pisidia Antiokheia’sı olarak bahseder.
TARİH ÖNCESİ DÖNEMLERDE PİSİDİA
Zengin bitki örtüsü ve elverişli
iklimi nedeniyle bölge çok eski çağlardan beri yerleşim
görmüştür. Bölgedeki en eski yerleşim izleri alt
sınırı M.Ö. 35000 yılına kadar giden Üst Paleolitik
evreye aittir. Bölgede sıklıkla rastlanan mağaralar
da Paleolitik yerleşmelerinin gelişmesinde faydalı
olmuştur. Bu buluntulara Isparta yöresindeki Senirce-Bozanönü
doğal kaya sığınaklarından Kapalıin Mağarası’nda
rastlanmıştır.
Anadolu’da yaklaşık 12000-9000
yılları arasına tarihlendirilen Mezolitik devire
ait bölgedeki en önemli yerleşmelerden biri olan
Baradız, Burdur gölünün kuzey-doğusunda yer alır.
Mezolitik devrin karakteristik özelliği olan mikrolit
denilen minik taş aletlerin bölgede rastlanan örnekleri
Anadolu Mezolitiği’ni yansıtan en önemli örneklerdendir.
Bölgedeki bilinen Kalkolitik ve Neolitik çağ yeleşmeleri
arasında Hacılar, Kuruçay, Suberde, Erbaba, Kızılkaya,
Çığırtkankaya, Dereköy, Yeniköy Höyük, Çukurkent,
Beyşehir Höyük, Yılan Höyük, Alan Höyük, Kaşaklı
Höyük, Seydişehir Höyük, Kanal Höyük, Eflatun Pınar,
Toprak Tol, Burun Höyük’tür.
PİSİDİA’NİN TARİHİ DÖNEMLERİ
M.Ö. II. Binyılda Pisidia
Hattuşaş’tan çıkarılan tabletlerde
Arzava ülkeleri olarak adı geçen yerin Pisidia ve
Pamphilia bölgelerini kapsadığı düşünülmektedir.
Arzavalıların XVII. yüzyıldan başlayarak Hitit İmparatorluğunun
yıkıldığı XII. yüzyıl başlarına kadar bu büyük güce
karşı koyabilmiş olmaları, tarih boyunca arazisinin
sarp yapısından dolayı kolayca istila edilememiş
olan Pisidia bölgesinde yaşadıklarından olsa gerektir.
Bu bölgenin yapısı itibariyle ancak çete muharebeleri
etkili oluyor, büyük ordular ve savaş arabaları
engebeli arazi karşısında çaresiz kalıyordu. Arzavalılar
çok büyük yenilgilerden sonra bile bir kaç yıl içinde
toparlanıp Hititlerin başını ağrıtmaya devam ediyordu.
Tabletlerde adının bazen şehir,
bazen ülke bazen de Arzava ülkeleri olarak geçmesinin
nedeni Arzawa ülkeleri olarak adlandırılan konfederasyonda
Arzava adında bir krallığın yer almasıdır. Konfederasyonu
oluşturan diğer ülkeler ise Hapalla, Mira ve Kuvaliya,
Seha Nehri Ülkesi ve Appavia, Viluşa, Zipaşla ve
Hariati dağlık Ülkeleri’dir. Hitit metinlerinde
bu ülkelerin hepsinin kralları Arzava Kralı olarak
anılır. Hitit arşivlerinde İmparatorluğun kuruluşundan
itibaren Arzava’nın Hititlere karşı düşmanca bir
siyaset izlediği anlatılmaktadır. 1550-1530 yılları
arasında hüküm sürmüş olan Ammunaş’ın Arzava ülkelerinde
başlayan isyanı bastıramadığı için bir cinayete
kurban gittiği bilinmektedir.
Yeni Hitit Devleti zamanında
(1440-1190) da isyanlarına Arzava isyanları devam
etti. Anadolu’da birliği sağlamak için bir çok savaş
yapan kral III. Tuthaliaş’ın 1440-1380 yılları arasındaki
saltanının son yıllarında bağımsızlığın kazanan
Arzava, Hitit topraklarındaki Tuwanuwa’ya (Tyana,
Niğde) kadar ilerledi. II. Murşil (1339-1306) saltanatının
üçüncü ve dördüncü yıllarında Arzava üzerine yürüdü
ve Kral Uhhazitiş ve oğlu Piyama-İnaraş’ı ağır bir
yenilgiye uğratarak bölgeyi tekrar Hititlere bağladı.
Kuzeyde Kaşkalar, güneyde ise
Arzavalılarla olan uzun süreli ve yıpratıcı mücadeleleri
Hititleri zayıf düşürmüştü. M.Ö. 1220 yılında başa
geçen Arnuvandaş III. zamanında çıkan Arzava isyanları
bastırılamaz hale gelmişti. Boğazköy (Hattuşaş)
tabletlerinde hiç anılmamasından çok ani gerçekleştiği
anlaşılan Ege Göçleri hem Hititlerin, hem de Arzavaların
sonunu getirdi. Bu yıkıcı göç dalgası hakkındaki
bilgileri göçü gerçekleştiren kavimleri “deniz kavimleri”
olarak anan Mısırlılar’ın kayıtlarından ediniyoruz.
XX. Sülale firavunlarından III. Ramses zamanında,
M.Ö. 1194 yılında yazılmış olan bir stelde “...Hatti
ülkelerinden hiç birisi bunların saldırılarına dayanamadı.
Kode (Kadeş), Karkamış, Arzava ve Alaşiya tahrip
edildiler...” ifadeleri yazılıdır.
Arzava krallığından sonra bölgede
hiç bir zaman bir Pisidia krallığı ya da konfederasyonu
gibi tam bir siyasi birlik kurulmamış olması nedeniyle
bölgenin ne idari yapısı, ne de bölge şehirleri
hakkında kesin bir bilgimiz yoktur. Halkın tahkimatlı
büyük şehirler ve onların etrafındaki bir çok küçük
köyde yaşadığı ve sadece tehlikelerle karşılaşınca
birlik oldukları düşünülmektedir.
Pers İmparatorluğu Döneminde
Pisidia
Pisidia bölgesinin tarihi de
Anadolu’nun bazı bölgelerinde olduğu gibi Pers hakimiyetinin
ortalarına kadar oldukça belirsizdir. Hitit İmparatorluğu’na
son veren Ege Göçleri sırasında Anadolu’ya geldiği
düşünülen Frigler’in hakimiyet sahasının Pisidia’nın
batı kesimine kadar ulaştığı anlaşılmaktadır. Herodotos’un
eserinde anlatıldığına göre, M.Ö. 6. yüzyılın Halys’in
batısındaki kavimlerden Lykia ve Kilikia dışındaki
hepsi Lydia kralı Kroisos (Karun) tarafından yenilmiş
ve toprakları ele geçirilmişti. Lydialılar’ın bölgeye
hakim olduğuna dair bundan başka kanıt bulunmamaktadır.
Lydia Devletinin M.Ö. 546 yılında
Persler tarafından yıkılmasından sonraki Pers hakimiyetinin
yaklaşık ilk yüz elli yılı içinde Pisidialıların
ismine hiç bir kayıtta rastlanmıyor olması bu halkın
bu dönemde başka bir isimle anılıyor olması ihtimalini
akla getirir. Pisidia şehirlerinden Termessos, Sinda
ve Ariassos’un bazı kaynaklarda Milyas şehirleri
olarak da geçmesi tarihin bir döneminde Pisidia’nın
tamamının olmasa da güney-batı kesiminin bu isimle
anıldığını düşündürür. Herodotos Pers hakimiyeti
dönemide bu bölgenin durumu hakkında şunları yazar:
“İonialılar, Asialı Magnesialılar, Aiolialılar,
Karialılar, Lykialılar, Milyaslılar ve Pamphylialılar
dört yüz gümüş talentlik vergilerini birlikte ödemekteydiler
ve birinci satraplığı (nomos) meydana getiriyorlardı.
Pisidia’nın geri kalanı hakkında
Herodotos’un kayıtlarında herhangi bir bilgiye rastlanmıyor
olmasının nedeni yazarın tüm Pisidia’yı Milyas olarak
tanımlıyor olmasından ya da bölge halkının Persler’e
vergi vermiyor olmasından dolayı olabilir.
Pisidia adının geçtiği elimizdeki
en eski kayıt M.Ö. 5. yüzyılda batı Anadolu satrabı
Genç Kyros’un büyük kardeşi Pers kralı Artakserkses
II’ye (M.Ö. 405-359) karşı yapacağı seferin hazırlıklarını
anlatmaktadır. Xenophones’in yazdığına göre Kyros
bu seferin gerçek amacını gizlemek için, Frigya’ya
yağma akınları düzenleyen Pisidialıları cezalandırma
seferi düzenleyeceğini bildirmiştir. Bu ifadeden
Frigler ve Lydialılar gibi Persler’in de bölgeyi
tam olarak egemenlikleri altına alamadıkları anlaşılmaktadır.
Pisidia’ya girmeden seferine kuzeyden devam eden
Kyros’un M.Ö. 401 yılında Kunaksa’da Pers kralına
yenilmesine rağmen bölgedeki Pers hakimiyeti sarsılmıştı.
Roma ve Hellenizm Dönemlerinde
Pisidia
M.Ö. 334 yılında Hellespontos’u
geçerek Anadolu’ya ayak basan Aleksandros III. (Büyük
İskender), batı Anadolu’yu ele geçirip Lykia’da
hakimiyetini kabul ettirdikten sonra kuzeye yönelip
Milyas’a ulaştı. Arrhianos Milyas’ın alınışını şöyle
anlatır: “... en şiddetli kış sırasında Milyas’a
hücum etti. Burası vakaa Büyük Frigya’ya aitti,
fakat şimdi Büyük Kral’ın bir emri üzerine Lykia
vergi bölgesine katılmıştı...” Aleksandros Pisidia’nın
engebeli arazisini aşıp Frigya’ya giderse aynı zamanda
burada yaşayanlara da bir gövde gösterisi yapmış
olacağını düşünüyordu. Fakat Termessoslular tarafından
kapatılmış olan Yenice boğazını alıp Termessos şehrini
kuşatana kadar bir kaç gün kaybeden Aleksandros
daha fazla zaman harcamamak için yoluna devam etti,
fakat bu kuşatma sırasında Termessosluların ezeli
düşmanı Selgelilerin ebedi bağlılığını kazandı.
Pergeliler ve Selgeliler’in kılavuzluğuyla Sagalassos’a
varan Alexandros, bu şehri savaşarak aldıktan sonra
Arrhianos’un anlattığına göre diğer Pisidia şehirlerinin
bir kısmını zorla, bir klısmını ise uzlaşma ile
ele geçirdi. Arrhianos’un bu ifadesiyle Aleksandros’un
yolu üzerindeki Pisidia şehirlerini kastettiği düşünülebilir.
Bölgenin savaşcı ve özgürlüğüne düşkün halkı engebeli
arazi nedeniyle hafif silahlar kullandığından, iyi
tahkim edilmiş ve stratejik konumlu şehirlerine
rağmen Aleksandros’un muhteşem Makedon falanksına
karşı koyamamışlardır. Aleksandros M.Ö. 333 yılında
Lykia ve Pamphylia satrabı tayin ettiği Nearkhos’a
eyaletin tanzimi dışında Pamphylia ve Pisidia’da
alınamamış olan yerlerin zaptı görevini de verdi,
fakat bu görev yerine tam olarak getirilemedi.
Aleksandros’un ölümünden sonra
M.Ö. 307’de Antigonos Monophtalmos’un yönetimine
giren Pisidia, M.Ö. 301 yılında İpsos savaşında
galip gelen Seleukoslar’a (Selefkiler) bağlandı.
III. Antiokhos’u yenen Roma tarafından Apameia barışı
(M.Ö. 188) ile Bergama kralı Eumenes II’ye verildi.
Augustus zamanında M.Ö. 25 yılında Roma’nın Galatia
eyaletine dahil edildi ve bu dönemde bölgenin önemli
şehirleri olan Antiokheia, Kremna, Olbasa ve Komama
kolonileştirildi. Vespasianus döneminde M.S. 74
yılında Lykia ve Pamphylia ile birlikte yeniden
örgütlendi. Roma uygarlığının bölgeyi etkisi altına
alması başlangıçta çok yavaş olduysa da kentleşme
II. yüzyılda hız kazandı ve bölge Roma yapılarıyla
donandı. M.S. 297 yılında Diocletianus’un düzenlemesiyle
bölge Lykia ile birlikte Diocesis Asiana adlı yönetsel
bölüme katıldı. Bizans döneminde ise bölge, Thrakesion
ve Anatolikon themalarına bağlandı.
PİSİDİALILAR’IN DİLİ VE KÖKENİ
Ariassos, İsinda, Minassos, Orbanassa,
Pednelissos, Talbonda, Termessos gibi Anadolu’nun
güney-batısında çok sık rastlanan -nd ve -ss son
ekli şehir, dağ ve nehir adları henüz çözülememiş
olan Pisidia dilinin Luvice ile olan akrabalığına
işaret eder. Homeros’un İlliada’sı da dahil olmak
üzere bir çok antik metinde adı geçen Solymler’in
Pisidialılar olduğu düşünülmektedir. Bütün halkların
kökenlerini kendi mitolojilerine dayandıran Hellen
geleneği, Pisidialıların adının ataları olan Pisides
adlı mitolojik karakterden geldiğini anlatır. Bu
mite göre Pisides’in kızı Kaldene ile Zeus veya
Ares’in evlenmesi sonucu Solymos ve Milye doğmuştur.
Solymos ve Milye Tremil’in (Termil) soyundan gelen
Kragos’la da akrabadır. Hellenlerin yarattığı bu
mitler Pisidia’da yaşayan Milyas ve Solymosluların
Lykia’da yaşayan Termillerle akraba olabileceğini
düşündürür. Bu bölgelerde konuşulan Luvice izleri
taşıyan diller de bu halkların ortak atalardan gelmiş
olduklarına işaret eder. Aynı zamanda bölge halkları
özgürlüklerine düşkün karakterleri açısından da
birbirlerine benzemektedirler.
PİSİDYA TARİHİ
Antalya İli’nin kuzeyindeki
dağlık bölgeyi içeren eski Pisidya Bölgesi bugünkü
Burdur ve Isparta İli topraklarını da kapsamaktadır.
Pisidya’nın tarihte siyasal bir önemi olmadığından
Eskiçağ tarihçileri bu bölgeden pek sık söz etmem
şlerdir. Neolitik Çağda önemli bir kültür merkezi
olduğu, Burdur Hacılar’da yapılan kazılar sonucu
anlaşılan Pisidya Bölgesi’nin bundan önceki
devirleri hakkında yeterli bilgi yoktur. Boğazköy
tabletlerinden elde edilen bilgilerden İÖ 3.000
yıllarında bu bölgede Hititler’in Luvi’ler adını
verdikleri bir halk topluluğu yaşamaktaydı. Yine
aynı yıllarda Pisidya’nın Hitit Devleti ile savaşan
Arzava Konfederasyonluğunun merkezi olduğu tarihçilerce
ileri sürülmektedir. Homeros, İliada Destanı’nda
Pisidya’da oturan eski halkın Likyalılar’la komşu
olan Solym’ler olduğundan söz eder. Pilinius ise
Solymusun Anadolu’da eski halk topluluklarından
birinin kralının adı olduğunu ve bu bölgede yaşadıklarını
yazar. Strabon’a göre de Termessos ‘un bulunduğu
yerdeki dağlara bu isim verilmişti. Termessos’ta
halkın tapındığı Zeus Solmeios’un bir tapınağı ile
kent evlerinden birinde yine “Kurucunun Evi” olarak
bir tapınak daha vardır. Ancak daha sonraları Solymler
olarak bir halktan hiç söz edilmemektedir.
Strabon tüm Pisidya’lıların
yağmacılık ve soygunculukla geçindiklerini, özellikle
güney Pamfilya ve Likya Bölgelerine sürekli soygun
saldırıları yaptıklarını yazar. Pisidya İÖ. 6.yy’da
Lidya Kralı Kroisos’un Anadolu’yu ele geçirmesi
sırasında, bu bölgenin de onun egemenliği altına
girdiği; ancak iç işlerinde bağımsız kaldıkları
sanılıyor. İÖ. 547 yılında Persler tarafından ele
geçirilen bölge, daha sonra B.İskenderin (İS 334);
onun ölümünden sonra da generallerinden Antigonos’un
yönetimi altına girmiştir. Antigonos ‘un İÖ. 301’de
İpsos Savaşı’nda yenilmesiyle bir süre Selevkoslar
elinde kalan bölge, İÖ. 188’de Apameia Barış Antlaşması
ile Bergamalılara geçti. Roma İmparatoru OctavianusAvgustuS
Pisidyada Kremna, Olbasa, Komama veAntiocheia gibi
önemli sömürge kentleri kurdu. Daha sonra İS 395te
Roma’nın ikiye ayrılması ile Bizans’ın bir bölgesi
oldu.
PİSİDYA ANTİK KENTLERİ
|
ESKİ ADI
|
YENİ ADI
|
ESKİ ADI
|
YENİ ADI
|
|
Adada
|
Karabaylı
|
Olbasa
|
Belenhı
|
|
Agpiya
|
Atabey
|
Verbe
|
Ziyint
|
|
Amblada
|
Eğirdir batısı
|
Selge
|
Zerk
|
|
Anabura
|
Eski Karaağaç
|
Termessos
|
Güllük
|
|
Antiochia Pisidia
|
Yalvaç
|
Termessos Minor
|
----- -
|
|
Andeda
|
Andiya
|
Kretepolis
|
Kızılkaya
|
|
Ariassos
|
Bademağacı
|
Timbriada
|
-----
|
|
Apollonia
|
Uluborlu
|
Kolbassa
|
Yuva
|
|
Berbe
|
-----
|
Etenna
|
Gödene
|
|
Baris
|
Isparta
|
Erimna
|
Ormana
|
|
Konana
|
Göne
|
Krmasa
|
Taşkesiği
|
|
lsinda
|
Korkuteli
|
Lagos-Lagbe
|
Alafradı Yaylası
|
|
Kolbasa
|
-----
|
Pappa-Tıberia
|
Sırt (Manavgat’ta)
|
|
Kodrula
|
-----
|
Kerata
|
-----
|
|
Pogla
|
Fuğla
|
Pednelissos
|
Gebiz,Hasgebe
|
|
Komama
|
Şeref Höyüğü
|
Sagalassos
|
Ağlasun
|
|
Kremna
|
Buca
|
|
|
|