|
COĞRAFİ YÖNDEN ANTALYA BÖLGESİ
Anadolu’nun
güneybatısında, 29,20-32,35 doğu boylamları ile
36,07-37,29 kuzey enlemleri arasında yer alan Antalya
İli, Türkiye alanının %2,6’sını (20.591 km kare)
oluşturmaktadır.
Antalya
İli’nin güneyi, Akdeniz ile çevrili olup, kuzey
sınırlarını Toros Sıradağları meydana getirmekte
ve İl bu bölümde batıdan doğuya doğru; Muğla, Burdur,
Isparta, Konya ve İçel illeri ile çevrilmektedir.
Ülkenin
büyük kentlerinden Ankara, İzmir ve Adana’nın Antalya
kentine olan uzaklığı, hemen hemen aynıdır.(550km).
İstanbul’un ise Antalya’ya uzaklığı 724km’yi bulmaktadır.
ANTALYA BÖLGESİ
Antalya
Bölgesi, Akdeniz kıyısı boyunca, kuzeydeki Batı
Toroslar’a paralel olarak Fethiye’den Anamur’a kadar
40-50km genişliğinde ve 400km uzunluğundaki bir
kuşak şeklinde uzanır. Bölge kuzeyde ve batıda dağlık
alanlar ve kıyıda ovalık bölüm olmak üzere iki bölgeye
ayrılır. Bölgenin ¾’ünü kaplayan Batı Toros Dağları’nın
birçok tepesi 2.500-3.000 m’yi aşar. Genellikle
kireçtaşlarından meydana gelen bu dağlarda
ve eteklerinde, kireçtaşlarının erimesiyle oluşmuş
mağaralar ve sualtı nehirleri vardır.
Antalya
Körfezi’nin batı kesiminde oldukça dar bir kıyı
şeridi vardır. Bu kıyıda, akarsuların getirdiği
alüvyonlardan oluşan küçük kıyı ovaları ile plajlar
yer alır. Antalya-Kemer arasında deniz hızla derinleşerek
birden 100-200 m. derinliğe erişir. Tatlı su kaynaklarının
çokluğu nedeniyle, tuzluluk burada çok değildir.
Antalya
kentinin üzerinde bulunduğu 40m. yükseklikteki falezlerin
önünde denizin derinliği birden 200 metreye iner.
Ancak kentin batısındaki Konyaaltı ve doğusundaki
Lara plajlarında, deniz daha yavaş derinleşir; yine
birkaç yüz metre açıklarda, derinlik 200 metreye
iner.
Antalya’nın
doğu sahili Anamur’a kadar geniş yaylar çizerek
uzanır. Dağların doğrudan denize indiği yerlerde
dik falezler vardır. Fakat kıyı şeridi Manavgat
yakınlarında genişler ve ünlü Side Plajlarını oluşturur.
Buralarda denizin derinliği fazla değildir. Bu nedenle
deniz turizmi en uygun ortam burada görülür. Tüm
Antalya Körfezi’nde tuzluluk genel olarak yüksektir.
Ortalama binde 39-40 arasında değişen tuzluluk oranı,
akarsu ağızlarında ve denizde kaynayan tatlı su
kaynaklarının çevresinde düşer.
Dağlık
bölgeler kıyıya göre daha çok yağış alır ve buralarda
kışlar uzun, çok soğuk ve karlı; yazlar kısa ve
sıcaktır.Kıyı bölümü ise, yüksek sıcak isteyen bitkilerin
yetiştirilmesine uygunlukta ilkçağda (km kareye
ortalama 40-60 kişi) olduğu gibi bugünde en kalabalık
(km kareye 43 kişi) bölümdür.
Antalya
bölgesinin ekonomisinde en belirgin yeri, tarım
ürünleri alır. Pamuk, susam, yerfıstığı, anason,
turunçgiller, turfanda sebze en çok yetiştirilen
ürünlerdir.
Antalya
bölgesi, doğal plajları, elverişli iklimi, şelaleleri,
doğal ve tarih öncesi mağaraları, antikçağ, Bizans,
Selçuklu ve Osmanlı Devri kentlerine ait kalıntıları
ve sanat eserleri, lüks otel, motel, kampingleriyle
Türkiye’de turizmin en çok geliştiği; yatak sayısının
en çok olduğu ildir. Bu turizm merkezlerinin başında
Alanya, Side, Belek, Kemer ile yakın yıllarda büyük
bir ilgi çekmeye başlayan Finike, Kaş ve Kalkan
gelmektedir.
GENEL JEOLOJİK YAPI
Antalya
Bölgesi’nde paleozoike ait en eski kayaçlar, Alanya’nın
kuzeyindeki Alanya dağlarında yaygın olarak görülürler.
Kristal şişt, fillat, mermer ve kalkerlerle temsil
edilen bu kayaçlar,şiddetli teknotik olayların etkisinde
kalmışlar ve kırılarak kıvrılmışlardır. Bu olayların
en önemlisi, paleozoik alanlarının, kuzeydoğu yönünde,
mezozoik ve tersiyer alanları üzerine itilmesidir.
Antalya
kentinde en çok yer kaplayan Mezozoik formasyonlardır.
Genellikle kalker, marn, fiş ve serpantin araziden
oluşmuş bu devir alanları, Antalya Ovasının batısı
ile kuzeyinde geniş alanlara yayılmıştır. İlin dağlık
bölgelerini oluşturan bu formasyonlar tersiyer alanları
ile birlikte karst yeryüzü şekillerini oluşturmuşlardır.
Antalya
Ovasının zeminini meydana getiren tersiyer alanları
ise, ayrıca dağlık bölgelerde mezozoik formasyonları
ile karışık halde bulunmaktadır. Genellikle kalker,
konglomera ve kumtaşlarından oluşmuştur.
Antalya
Ovasının büyük bir bölümü kuater’e ait konglomera,
alüvyon ve travertenlerle örtülüdür. Bu formasyonların
en önemlisi, Aksu Çayının batısında geniş bir alan
kaplayan travertenlerdir. Üç basamak halinde kuzeye
doğru yükselen bu formasyonun ilk basamağı üzerine
Antalya kenti kurulmuştur. Büyük ve çok sayıda erime
boşlukları bulunan travertenler, tipik karst yeryüzü
şekillerini meydana getirmişlerdir.
TEKTONİK DURUM
İl
civarında teknotik engebeler bulunmasına rağmen
deprem katalogu, aktif bir hattın bulunmadığını
göstermektedir. Bölgede nadiren hissedilen sarsıntılar,
Göksu Bölgesindeki yerel depremlerle ilgilidir.
|