|
MAGYDOS (Karpuzkaldıran)
Lara Plajı batısında,
bugün Askeri Dinlenme Tesislerinin bulunduğu Karpuzkaldıran
Plajı’nda eski bir kent olup, bazı rıhtım
kalıntıları, liman ve tesisleri ile ilgili oldukları
anlaşılan kalıntılara rastlanmıştır. Bunların gerisinde
küçük bir kente ait olan bina kalıntıları bugün
askeri dinlenme esas binaları altında kalmıştır.
Kalıntıları bugün hemen hemen kaybolmuş gibidir.
1960 yıllarına kadar burada birtakım rıhtım kalıntıları,
liman ve tesisleri ile oldukları aşılan yapılar
ve bunların gerisinde orta derecede kente ait bina
izlerine rastlanmaktaydı.
OLBİA
Bu antik kentin yeri
konusunda birçok görüşler ortaya atılmıştır. Strabo,
Olbia’yı “Pamfilya’nın başlangıcı’ ve “Likya’nın
güney ucundan 66 km içerde” olarak tarif etmektedir.
Bu anlatıma göre kurma Köyü civarında bulunan kent
kalıntıları şimdilik Olbia olarak kabul edilmektedir.
Olbia’nın şimdiki yeri, Konyaaltı Plajı’nın biraz
ötesinde Arapsuyu'nun denize karıştığı deniz sahilinden
500 metre kadar kuzeyde, falez üzerinde kurulmuş
olduğu kabul edilmektedir. Burada çeşitli bina temellerıne
ve eski bir köprü kalıntısına estlanmaktadır. ki,
bunun eski Olbıa ile ilgili olduğu iddiaları son
zamanlarda çeşitli evraklarca kabul edilmektedir.
Olbia İÖ 4 yy’da Pseudo-Skylax ve Aristoles tarafından
söz konusu edilmiştir. Olbia’nın kurduğu koloni
kenti Kadrema hakkında günümüze ulaşan herhangi
bir bilgi henüz yoktur. Ancak Olbia’nın diğer kentlerde
olduğu gibi sikke basımı yaptıkları biliniyor.
Olbia’nın terk edilişi,
kral II. Attalos’un Antalya kentini kurduktan sonra
meydana geldiği sanılıyor. Çünkü burada bir piskoposluğun
varlığı, bu kentin tamamen terk edilmediğini göstermektedir.
Strabo’nun ‘Heybetli Kale” olarak belirttiği yer
ise, tam Hurma Köyü’nün yanında, o yörenin halkı
tarafından “Kiliseler” olarak isimlendirilen yer
olsa gerektir. Küçük bir köy olan bu yer, Strabo’nun
verdiği uzaklıklara da uymaktadır. Burada da çeşitli
bina kalıntılara ve Likya Tipi lahitlere rastlanmaktadır.
Burası olsa olsa Spratt’ın da düşündüğü gibi Olbia
tarafından kurulmuş olan koloni ‘Drema olabilir.
TREBENNA
1885’te Petersen
ve v. Luschan tarafından burada bulunan bir yazıt
ile yeri belirlenen ve ilkçağda Pamfilya ile Likya
arasındaki sınırda bulunan Trebenna, Antalya’ya
30 kilometre uzaklıktaki Geyikbayırı’nın güneydoğusunda,
Likya-Pamfilya sınırında yer
maktadır Trebenna
Termessosun da 15 km kadar güneydoğusundadır. Trebenna’ya
ulaşmak için Antalya’nın 19 km batısındaki Çakırlar
üzerinden 10 km kadar daha gidildiğinde bugün Antalya’nın
yazlıklarının bulunduğu ve (İtalyanlar tarafından
1919 arında Ouarzi Bair olarak adlandırılan) 650
m rakımlı Karcı Bayır denen ve kalıntıların 2 km
güneyindeki Çağlarca Köyünden bu yere ulaşılır.
Antik kentin Akropol çevresinde birçok Likya Tipi
lahitler yer almaktadır. Kentin hemen altında Antalya’dan
bakıldığında dikkati çeken Sivri Dağ bulunmaktadır.
Buradan Antalya Ovası’nın eşsiz bir görünümü vardır.
Burada bulunan ve tam tarihlenemeyen bir yazıta
göre Trebenna 3 yy’ın sonlarına doğru bir Roma kolonisi
ve daha sonra bir Piskoposluk merkezi idi.
Yazıtlarda Onobara
adlı kasabanın Trebenna’ya bağlı olduğu yazılıdır.
Gedeller köyü yakınında olan Onobaradaki bir mezar
yazıtı, mezar soyguncularından alınacak tazminatın
Trebenna kentine gelir yazılacağını bildirir.
Antik kentin akropolisi
Antalya Ovasına egemen bir tepe üstündedir Bu tepe
Bizans Çağında bir kale haline getirilmiş ve etrafı
bir sur ile çevrilmiştir Kalenin eteğinde. :man
yolunun kenarında İlkçağ kentinin kalıntıları görülür.
Bunların içinde en iyi durumda olanı küçük bir toplantı
binası (Ekkiesiasterion)’dur. Bu binanın cephesinde
yarım yuvarlak bitişik payeler vardır. içinde ise
bir niş yapılmıştır. Çevrede çalılar ağaçlar arasına
gömülmüş kesme taştan birçok yapı kalıntısı ve geniş
bir akropol’de birçok lahit dikkati çeker. Burada
varlığını gösterir. Lahitler genellikle r3dedir
ve yazıtları vardır. Bazı lahitler ise kayadan yontulmuştur.
Aşağı kentte ekropolün bir bölümünde bir dizi halinde
sıralanan lahitler, Bizans Çağında akropoldeki kaleye
ait bir bastiona temel olarak kullanılmıştır.
Akropolün yamacına
yaslanmış Ekklesiasterionun yukarısında kuzey duvarı
ve batı tarafı kısmen doğal kayadan yontulmuş küçük
bir Bizans şapeli vardır. Güney cephe tamamen yıkılmış
olmakla beraber apsis durmaktadır. İçinde görülen
birtakım fresklerde atlı Hagios, Georgios ( Aya
Yorgi), başındaki taçla bir Bizans İmparatoru gibi
tasvir edilmiştir. Diğer duvarlarda da freskler
görülür. Bir tanesinin yanı başında yer alan Kyrillos
yazısından, Kudüs Patriği Aziz Kyrillos (315 - 386)un
tasvir edildiği anlaşılmaktadır. Şapelin yakınında
92 cm. çapında ve 25 cm. kalınlığında güzel bir
değirmen taşı ve doğuda Bizans Devrinde antik devşirme
taşlarla yapılan kalenin girişi bulunmaktadır. Kapının
iki yanında iki haç rölyefi ve kapının iç tarafında
ve tam karşısında kaya içine oyulmuş güzel bir mezar
odası görülür Akropolün tepesindeki düzlük Bizans
Çağının ev kalıntıları ile kaplıdır. Burada da bir
kilisenin izleri görülür. Çok harap durumdaki bu
yapının apsis kalıntısından büyük bir kilise olduğu
anlaşılmaktadır. Eski gezginlerce belirtilen akropoldeki
mozaik kalıntılarının yeri bugün tamamen kaybolmuştur.
KANAURA: Antalya’nın
batısında, Trebenna ile Termessos arasında yer alan
ve Hierokles’in eserinde söz ettiği bu kentin yeri
henüz saptanamamıştır.
ONOBARA: Antalya
il merkezinin batısında, Hisarçandırı Köyü yakınındadır.
Kalıntılar Asarlık denilen yerdedir. (W.Ruge, RE
Onobara maddesı).
TRİSSA: Antalya
civarında Çakal Bayırının 5 km güneybatısında Kelbaş
köyü civarında bulunan eski bir kenttir. 1881 ve
1882 yıllarında yapılan araştırmalarda 10 yy a ait
bir mezar abidesi bulunmuştur. Bunun üzerindeki
kabartmalar Libyalılarla, araya çıkmış bir ordu
arasındaki bir meydan muharebesini tasvir etmektedir.
Bundan :aşka pişmiş topraktan vazolar ile birçok
heykelcik, çeşitli tunç ve mermer eserler :ulunmuştur.
Bulunan eserlerin üçte ikisi Viyana Müzesine verilmiştir.
Mezar Abidesini t kabartmalar Trissa Kahramanları
Kabartması’ ismiyle Viyana Müzesinde sergilenmektedir.
Trissa’da bulunmuş Helenistik Devirden diğer bir
lahit de o sıralarda İstanbul Müzesine nakledilmiştir.
MORKA: Bizans
çağında var olduğu, bulunan bir yazıttan öğrenilen
bu kent, Aksu’nun kuzeyinde Yeşilkaramanda’da bulunduğu
söylenen kent, Antalya’dan 26 km kuzeydoğudadır.
|