DÜNYA CENNETİ ANTALYA’YI KORUMAK   [1]   Doç.Dr. Mehmet TUNÇER


Antalya Kentsel Bölgesi’nde ülkemizin gelişme sürecine koşut olarak ve ülke gelişme hızındanANTALYA, Kaleiçi daha hızlı bir gelişme yaşanmakta oluşu, teknolojik gelişmelerin, sosyal ve ekonomik yapıyı değiştirmesi, fiziksel yapıyı da önemli ölçüde etkilemektedir. Bu olgunun özellikle göç ile kendini göstermesi, kentsel alan gereksinimini büyük oranda arttırmaktadır. Bu durum kentte denetimsiz gelişmeleri giderek arttırmaktadır. Aşırı yoğunluk, sosyal ve teknik altyapı yetersizliğini daha da arttırmakta; iyelik, örgütsüzlük, parasal olanakların sınırlılığı, vb. olgular her türlü iyileştirme, koruma-kullanma-geliştirme, yenileme ve kentsel canlandırma stratejilerini güçleştirmektedir.

Antalya kent kimliğinin en önemli ögelerinden biri olan ve turizmin pazarlama motifi olarak belirginleşen plajlar ve falezlerin korunması da sürekli gündemde kalmış, son onbeş yıl içinde Konyaaltı Plajı’ndan obaların kaldırılması gibi iyileştirme çabalarının yanısıra, Lara kesiminde planlı bir süreç ile, Falez üzerinde kabul edilemez yoğun ve çok katlı gelişmeler olmuştur

1980'lerin başından itibaren "Turizmi Teşvik Yasası"nın da desteği ile, tüm Antalya'da olduğu gibi, Lara Falez Kesiminde de turizm yatırımları hızlanmış, turistik işletme belgeli yatak sayısı 5500'e ulaşmıştır. Ancak, turizm sektöründe oluşan istikrarsızlık ve artan rant nedeni ile hızlı yapılaşma, bu kesimin turizm bölgesi olma özelliğini yitirme sürecine girmesine neden olmuş ve turizme ayrılan kesimler tekrar konuta dönüştürülmüştür. Turistik tesis ruhsatı ile inşaata başlamış bazı yapılar, turistik tesislere verilen kat ilavesini almış, sonradan tekrar konut alanına dönüşmüşlerdir. Böylece hassas bir ekolojik dengeye ve görsel güzelliğe sahip falezler üzerinde aşırı bir yoğunluk oluşturulmuştur. Günümüzde uygulanmakta olan imar planı ve imar değişiklikleri, ayrıca sit alan tanım ve yasaklarına aykırı birçok kararla birlikte, yapı yoğunluğunun arttırılması, kat sınırlamasının kaldırılması, sit sınırlarının yer yer 35 metreye indirilmesi, yine yasada açıkça tanımlanan falezlerin siluetini olumsuz yönde etkilemiştir. Ancak bu gelişmeleri benimsemeyen (özellikle meslek kamuoyu) kesimler, kendi sorumluluklarını gözden kaçırmayı becermişlerdir.

Gelinen noktada, geçmişi yargılamak yerine “geleceği kurtarmak için bugünden ne yapılabilir?” sorusuna yanıt aramak, toplumun, sivil toplum örgütlerinin yerel yönetimlerin ortak kaygısı olmuştur. Bu kaygı ile, 08.11.1996 tarihinde Antalya Büyük Şehir Belediyesi tarafından onaylanmış bulunan Nazım Plan ilkeleri doğrultusunda “Lara Kıyı Bandı” nın Uygulama Planları hazırlanmıştır.

I.     BÖLÜM : GENELLİKLER

Antalya Kenti’nde doğal çevrenin korunmasına ilişkin proje ve uygulamalar aşağıda özetlenmiştir.

I.1. ANTALYA’DA DOĞAL ÇEVRE KORUMASINA YÖNELİK

 

      PROJE VE UYGULAMALAR 

 “Çevreye İlişkin Projeler” ile “Fiziksel Projeler” iki grup halinde ve özetle sunulacaktır.

I.1.1. ANTALYA ÇEVRE PROJESİ

Pamphlia’nın önemli antik dönem kentlerinden biri olan Antalya’da kültürel çevre koruması önem taşımaktadır. “Doğal Çevre” kültürel çevre ile birlikte korunduğu zaman daha olumlu sonuçlar alınabilmektedir.

      ANTALYA, Kaleiçi  Doğal çevre kültürel çevre bütünlüğü : Kaleiçi

Doğal Çevre’nin korunmasına yönelik önemli bir proje olan Antalya Çevre Projesi (Environment Project) 1993-1994 yıllarında hazırlanmış, 1995 yılı içerisinde de Dünya Bankası kredisi sağlanarak uygulanmaya başlanmıştır.

Bu proje kapsamında, 2020 yılı nüfus ve kentsel gelişme hedefleri, çevre boyutu gözetilerek saptanmış ve içmesuyu, atık su sistem projeleri ile katı atık ve arıtma tesis projeleri hazırlanarak uygulanmasına başlanmıştır.

1992 yılındaki arazi kullanımı ile kentleşme ve gelişme eğilimleri dikkate alınmış ve bu olgu mevcut planlama kestirimleri doğrultusunda değerlendirilmiştir. Yürürlükteki planlar ve nüfus projeksiyonlarının öngördüğü kentleşmenin "çevre"ye yapacağı etki dikkate alınarak incelenmiş ve 1998, 2005 ve 2020 hedef yılları için nüfus projeksiyonları yapılmıştır.

Antalya Belediyesi'nin Nazım (1/25 000 ve 1/5000) ve uygulama imar planları (1/1000) ile Turizm Bakanlığı GAÇ-ATAK Projesi, İller Bankası Antalya kanalizasyon projesi, DSİ içme ve kullanma suyu projelerinden yararlanılarak yapılan çalışmalar sentez edilmiştir (TÜRKOĞLU, K., TUNÇER, M., UZEL, A., Antalya Environment  Project, 1992).

Çevre Projesi uygulamalarının kıyılar üzerinde, özellikle Lara ve Konyaaltı sahil şeridinde evsel atıklardan kaynaklanan aşırı kirlenme baskısını azaltması beklenmelidir.

 

1.1.2. Antalya Kıyı Yönetimi Projesi

"Kıyı Bölgesi Yönetim Projesi" 'nın (Coastal Zone Management)  amacı; kaynak envanteri, bölgenin çevre taşıma kapasitesi, aynı zamanda çevresel değerler ve altyapı konularında; planlama, bölgeleme, değişkenleri ve bina ruhsat kararlarını uygulama hizmetleri hakkında yöneticileri daha iyi bilgilendirmek için geniş kapsamlı bir veri tabanı oluşturmaktır.

Çevre Projesi kapsamında hazırlanan "Kıyı Yönetimi Projesi" çalışmaları ile kıyının korunması ve geliştirilmesine yönelik yasal ve yönetsel yetki ve uygulama çatışması ortaya konmuştur. Kıyı Yönetimi'nin rolü başlıca:

·      İnşaat ve işletme ruhsatları için yapılan başvurularda arazi kullanma yönetiminin izlenmesi,

·      Arazi kullanımının ve kentsel gelişmenin planlanması, ekolojik taşıma kapasitesinin belirlenmesi, nüfusun kontrolü,

·      Kamu servislerinin yönetimlerine yardımcı olunması, kamu hizmetleri ve  işlerinin planlanması, halk sağlığı ve idaresi, kontrol ve septik tankların bakımı,

 gibi çevre sağlığı konuları üzerinde olacaktır.

Antalya'da halihazır haritaların, kadastro ve imar plan verilerinin sayısallaştırılmasına başlanmıştır. Böylece bu verileri bilgisayar ortamında çeşitli kuruluşların aynı anda kullanımı mümkün olabilecektir.  Özellikle  Belediye'nin imar, harita, elektrik, su, kanalizasyon vb. birimleri ile, Kültür, Turizm ve Bayındırlık vb. bakanlıkların aynı anda kullanabilecekleri ortak bir veri tabanı oluşturulabilecektir. Bu yöntemle, doğal değerler (kıyı, orman, yeraltı ve yer üstü su kaynakları ve havzaları, değerli tarım toprakları, narenciye bahçeleri vb.) ile kültürel değerlerin (tescilli ve/veya tescilsiz arkeolojik, kentsel ve tarihsel sit alanları) korunması, bakım ve kontrolü etkin bir şekilde anında yapılabilecektir (Final Report of the Coastal Zone Management of Antalya,  HASE,  T.M., TUNÇER, M., KANTAŞI, E.).

Bu Proje kapsamında "Konyaaltı Kıyı Kesimi"  öncelikli uygulama alanı olarak seçilmiştir. Ancak bu güne kadar her hangi bir çalışma yapılmamıştır. Lara kıyı bandı'nın da bu kapsamda uygulama içine alınması  gereklidir. Özellikle, kıyı kullanımlarının hızla artacağı düşünülürse, Kıyı Yönetimi Projesi’nin bu kesimde de uygulanmasının önemi açıkça ortaya çıkmaktadır.

 

1.2. Fİzİksel Planlar

1.2.1. Nazım Planlar

1.2.1.1. 1980 Nazım Plan Kararları

Karpuzkaldıran Kampı ile Aksu Çayı arasında yer alan yaklaşık 10 km. uzunluktaki bu kıyı bölgesi, 12 Eylül 1980'den önce Güzelyalı Belediyesi sınırları içindeydi. Antalya Belediyesi'nin denetimine bu tarihten sonra geçmiştir. 1980 yılında onanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı'nda bu alanın haritası olan bölümünde getirilen planlama kararları o dönemde İmar ve İskan Bakanlığı tarafından re'sen onanmıştır. Bu planda kıyıdaki kumsal, halkın yararlanabileceği plaj tesisleri, kumsal gerisindeki ormanlar ise çadırlı kamp alanları olarak önerilmiştir.

1980 Planı'nda, Doğu Lara Bölgesi turizm ve konut gelişme alanı olarak planlanmıştır. Lara Kumul Ormanları, Yamansaz Gölü, traverten oluşumları için doğal ve arkeolojik sit alanı kararları henüz verilmemiş olduğundan yeteri kadar çevreye hassas olmayan plan kararları alınmıştır.

Kumul ormanlarının güneyi, kumulların geniş olarak yayıldığı ve kumul tepelerinin bulunduğu alan "Turizm Merkezi" olarak planlanmıştır. Planda TRT Merkezi olarak gösterilen alan, günümüzde kumul ormanı ve kum tepeleri ile kaplıdır. Bu doğal karakter Kopak Çayı'na kadar uzanır. Kopak, Kundu (Acısu), Aksu Çayları ve özellikle bu çayların ağızları birçok balık çeşidinin yaşadığı, içinde ekolojik yaşamın sürdüğü bir bölgedir. Fakat planda bu çayları koruyucu kararlar alınmamıştır. Bunlar bu bölgeye günümüzde olan talep ve baskıların oluşumunda önemli bir etmendir (AKBAŞ, S.,  "Lara Örneği").

1.2.1.2. 1987 Nazım Plan Kararları ve Lara Turizm Merkezi

Lara Falez Bandı kuzeyinde ve Sazgın Gölü güneyinde Martılı Mevkiinde başlayan özel hisseli parselasyonlar ve kaçak yapılaşmalar bu kesimde hızla plansız, düzensiz ve sağlıksız bir gelişmeye neden olmuştur. "Lara Turizm Merkezi" ilanına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı 21 Kasım 1984 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 1985 yılında bu bölgede planlama çalışmalarına başlanmış, 1986 yılında bu alan "Antalya Belediyesi" 'ne devir edilmiş ve Bakanlığın saptadığı ilkeler doğrultusunda 1/5000 Ölçekli "Belediye Lara Turizm Merkezi"  planlanması hazırlanmıştır. Planla bu bölgede, 27 500'ü turistik tesislerde, 5000'I çadırlı kamp turizm alanlarında, 12 000'I oba turizm alanlarında, 20 500'ü kamu turizm alanlarında olmak üzere, toplam 65 000 yataklık bir kapasite yaratılmıştır.

 Lara'da, geniş bir kumsal band arkasında orman alanları yer almaktadır. Lara Turizm Merkezi'nde günübirlik kullanımların yanısıra, günlük kullanım aktivitelerinin de yer alması öngörülmektedir. Lara kesiminin kitle turizmine yönelik kullanılması, kullanımın sadece lüks olmayan gereksinimleri sağlayabilen, kendine yeterli, düşük maliyetli, hafif yapıların yer alması önerilmektedir. Lara Plajına yakın alanlarda "Çadırlı Kamp Turizm Alanları", doğuda ise, "Belediye Sosyal Turizm Alanları",  "Belediye Turistik Otel Alanları", ve daha geride "Turistik Tesis Alanları" ile 500 yat kapasiteli bir "Yat Limanı" önerilmiştir (CAN, Z., "Lara Turizm Merkezi Nazım İmar Planı Açıklama Raporu", 1986).

Daha sonraki çalışmalarda gerçekleşme olasılığı çok yüksek olduğu için bir yat limanı daha önerilmiştir. Bu yat limanlarının çevreye ve özellikle bu kıyıya yumurtalarını bırakmakta olan Caretta Caretta türü kaplumbağalara olası etkileri ise irdelenmemiştir. Lara kıyı kesiminde mülkiyetlerin çoğunluğunun kamuya ait olması, planlarda fazla değişikliğe gidilmesini önlemiştir. Ancak, özel mülkiyette bulunan alanlar kısa sürede konut kooperatiflerinin eline geçmiş, 0.60 emsalli turistik alanlar, 0.80 emsalli konut alanlarına çevrilmiş, imar uygulaması sırasında ise sahilde bulunan ve kamuya ait alanlarla bu alanlar yer değiştirmiştir (Antalya Kıyı Yerleşmeleri, Planlama, Yapılanma, Kullanma ve Sorunları, Mimarlar  Odası, Antalya Şubesi, S.99,1996).

Antalya'nın 1987 yılı öncesi Nazım İmar Planı, korumacı hedeflerden yola çıkarak, kenti derinlemesine geliştirmeyi amaçlamış, kıyı boyunca sadece turizm ve rekreasyon kullanımlarına yer vermiştir. Lara yönünde 150 m.'lik doğal sit sınırı'nın gerisinde sadece turistik tesisler yer almaktaydı. Kent ise, 2000 yılında 650 000 Nüfus olarak planlanmıştı. Ancak daha sonra, 1987 tarihinde hazırlanan Nazım Plan ile 2000 yılı nüfus hedefi 1 000 000'a çıkarılmış, sadece Lara bölgesi için değil, tüm Antalya Kent Makroformu'nu etkileyen önemli değişiklikler yapılmıştır.

Lara için getirilen yeni plan kararları ile eski plan kararları karşılaştırıldığında, iki önemli husus dikkati çekmektedir:

i.     Eski planda “tarımsal karakteri korunacak yerleşim alanları” yerleşime açılarak, plan hedefleri ve kentin makroformu verilen kararla büyük değişikliğe uğramıştır;

Antalya Kenti Nazım İmar Planı sentez raporunda verilen iki önemli karar bu plan değişikliği ile çelişkilidir. Nazım Plan kararlarından biri "arazi başına kentleşme maliyetini minimize, sosyal faydasını maksimize eden optimal bir kent makroformunun elde edilmesi", diğeri ise "kenti doğrudan çevreleyen tarım alanlarının niteliğinin korunması" dır. Oysa 1987 Planı ile tarımsal karakteri korunacak yerleşim alanları, % 80 gibi yüksek bir emsalle ve geniş bir band halinde iskana açılmış ve kentin bu yönde gelişmesine neden olmuştur. (Antalya Kıyı Yerleşmeleri, Planlama, Yapılanma, Kullanma ve Sorunları, S.99).

·      Öncelikle, kentin gelişme aksının zengin tarım potansiyeli olan bölgelere kaydırılması temelde hatalı bir yaklaşım olarak görülmektedir ki, bu durum Plan Sentez Raporu'nda açıkça ifade edilmektedir. Planlama sonrası, geçen dönemde iskana açılan alanların gerisindeki zengin tarım alanlarının da yerleşime açma baskısını doğurmuş ve giderek arttırmıştır.

·      Kentin makroformunda ve iskan alanlarının büyüklüğü ve yoğunluğunda önemli değişikliklerin gerekçeleri açıklanarak haklı karşılanabilir. Kentin ticari ve idari merkezinin batıya kaydırılması öngörülürken, yerleşim alanlarının doğuya kaydırılması Antalya Mimarlar Odası tarafından bir çelişki olarak görülmektedir.

 

ii. Lara'da kıyı kullanım anlayışında değişiklik meydana gelmiştir;

Turistik tesisler eski planda, kıyıdaki yeşil bandın arkasında yer almaktaydı. Değişen kararla bu anlayış, tesislerin denizle birebir ilişkisi olması, yeşil alanların ise bu tesislerin arasında yer almasını gerektirmiştir. Turistik tesislerin, denizle birebir ilişkisi olması kararı kendi içinde tutarlı görülmektedir. Ancak, yeşil alanların planlanmasındaki değişmeye karşın, miktarında önemli bir değişme olmasa da göreli bir azalma izlenmiş, turistik tesislerin kenarlarının da konut lehine değiştiği görülmüştür (Antalya Kıyı Yerleşmeleri, Planlama, Yapılanma, Kullanma ve Sorunları, S.101).

Kıyıdaki yeşil alanların azalması kaygı uyandırmalıdır. Zira daha önce, turistik tesislerin önünde yer alan yeşil alanların, genelde tesislerle birlikte kent halkının kullanımına hizmet vermesi de amaçlanmıştır. Halbuki günümüzde özellikle falezler üzerrindeki doğal sit alanı 30 metreye kadar düşürülmüş,  yer yer de oteller tarafından (Talya, Dedeman, Adonis vb) kapatılmıştır.

 

1.2.1.3. 1995 Nazım Plan  Kararları ve Bazı UygulamalarANTALYA, Anakent Yapısal Planı (1/25000)

Lara Kıyı Bandı'nda önemli bir bölge olan Acısu kesimi, Şubat 1993'de Belediye Meclis Kararı ile turizm alanından konut alanına çevrilmiştir. Kat serbestisi bulunan bu alandaki yapı yoğunluğu da E=0.80 olarak bırakılmıştır.

Bu bölge imar planında, yat limanı ve bu limanı besleyen ticari ve turistik üniteler şeklinde tasarlanmıştır. Ancak, daha sonra ikinci konut amaçlı yapılaşmalar yoğunlaşmıştır.  1995 Nazım Plan (Yapısal Plan) açıklama raporunda; "Lara Kesiminde Karpuzkaldıran-Aksu arasındaki kıyı kesiminde kumul ve ormanların oluşturduğu şeritte kamu kampları, yat limanı tahsisleri vd. bulunmaktadır. Henüz bakir ve değerli bir kıyı kesimi, sağlıklı bir işlevlendirmeyi ve denetimli bir yapılaşmayı beklemektedir. Çok önemli ve özgün bir potansiyel alandır. Kent yaşamına katılması Konyaaltı Plajları'ndan farklı olarak ele alınması gerekmektedir" denilmektedir (Antalya BŞB, Nazım Plan Araştırma-Açıklama Raporu, UTTA Planlama & Danışmanlık Ltd., 1995).

1995  Planı, 1980 Plan kararlarını genel olarak alarak, kıyının kamu yararına kullanımına ilişkin yeni kararlar geliştirmiştir. Doğal Sit Alanı'nın (Orman Alanları) bütünlüğü korunmuş ve kıyıda özel proje alanları oluşturulmuştur.

Lara Bölgesinde, Ermenek'in batısında yaklaşık 90 hektarlık "Obruk Devlet

Ormanı", 19.01.1995 tarihinde Orman Bakanlığı tarafından "Turizm Amaçlı

Botanik Bahçesi" yapılması koşulu ile Muratpaşa Belediyesi'ne tahsis edilmiştir. Bu alanda "ANTALYA AKDENİZ BOTANİK BAHÇESİ" oluşturulması amacıyla detaylı bir kentsel tasarım ve peyzaj projesi geliştirilmiştir (Bkz Şema 5 / Adalya Akdeniz Botanik Bahçesi Ön Projesi).

 

1.2.2. Koruma Amaçlı Uygulama Planları

Kent bütünü içinde doğal değerleri koruma ağırlıklı projelere değinmek, hem planlama çalışmalarının farklı ölçeklerle kazandığı nitelikleri ortaya çıkartmak, hem de ilkesel bir bütünlük ile bilgilenmeyi sağlamak açısından uygun olacaktır. Bu yüzden bu bölümde “Koruma Ağırlıklı” uygulama planları özetle ele alınacaktır.

1.2.2.1. Düden Çayı Çevre Düzenleme Projesi 

Bu projeye ilişkin açıklama, projenin açıklama raporundan özetlenmiştir. “Düden Çayı”; Antalya’nın sahip olduğu en önemli doğal güzelliklerden biridir. Ancak, Düden Çayı’nın çevresinde kamuya ait alanların fazla olması nedeniyle, son yıllarda yoğun bir gecekondu baskısı oluşmuştur. Bu nedenle, yavaş yavaş doğal karakterini ve çekiciliğini yitirmeye başlayan bu bölgede bir düzenleme çalışmasının ivedi olarak yapılması  gerekliliği doğmuştur (Engiz Mimarlık, “Düden Çayı ve Çevresi Nazım İmar Planı Açıklama Raporu”, s.1., 1995 ).

Bu nedenle Kepez Belediyesince, “Düden Çayı” ve yakın çevresinde, koruma amaçlı bir plan ve kentsel tasarım ölçeğinde çevre düzenleme proje çalışması hazırlanmıştır. Projelendirilen alan, Düden Şelalesi’ndeki Arkeolojik Alan’dan başlıyarak Alanya Çevre Yolu’na kadar yaklaşık 8,5 km. uzunluğundaki 1. Derece Doğal Sit Alanı ve yakın çevresini kapsamaktadır.

Planlama Alanında doğal değerlerin; hızla değişen yaşam koşulları, kentleşme, nüfus artışı ve teknik gelişmelerle yok olmadan korunması, günümüz yaşamıyla bütünleştirilerek kullanılabilmesi amacı ile rekreatif amaçlı açık alan düzenlemesi öngörülmüş ve bu amacın gerçekleşmesine olanak sağlayabilecek bir planlama yapılmıştır.

Hazırlanan Nazım Planda; Antalya’nın tarihi ve doğal güzellikleri, iklim yapısı, iç ve dış turizme hizmet edecek potansiyele sahip olması nedeniyle, dünya ölçeğinde bir turizm merkezi olma özelliği gözönünde tutulmuştur.

Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu tarafından 16.12.1992 Tarih ve 1670 Sayılı Karar ile ilan edilen 1. Derece Doğal Sit, 24.02.1993 Tarih ve 1770 Sayılı Karar ile de Arkeolojik ve Doğal Sit Alanı olan bu bölgenin sınırları, planlamanın en önemli belirleyicileri olmuştur.

1. Derece Arkeolojik Sit Alanı ilan edilen alanın, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ilke kararlarınca değerlendirileceği için sit sınırı, 1/5000 Nazım İmar Planı’nda çevredeki planlarla uyum sağlayacak bir dış yolla tanımlanmıştır.

1. Derece Doğal Sit Alanı içinde ise, Koruma Kurulu mevzuatı gereğince çok düşük yoğunlukta ve günübirlik tesislerin yer alacağı kullanımlar düşünülmüştür. Doğal Sit alanının yakın çevresinde ise, daha önce müktesep hak kazanmış konut alanları dışında, yeni konut alanları önerilmemiştir. Bu bölgelerde, daha çok sit alanına olan baskıyı azaltıcı tampon alanların yer alması düşünülmüştür.

Mevcut eğilimler, Düden Çayı’nın doğusunda tarımsal nitelikli yerleşme alanlarının devam ettiğini, batısında ise özellikle kamu mülkiyetleri üzerinde gecekondu yerleşmesinin yoğun şekilde olduğunu göstermektedir. Bu nedenle çayın doğu tarafındaki tampon bölgelerin, belediyeye uygulama aşamasında fazla parasal yük getirmemesi de düşünülerek, mevcut tarımsal yerleşme karakterini devam ettirmesi uygun bulunmuştur.

Çayın batısında, kamu mülkiyetinin yoğun olduğu tampon bölgelerde, kültürel, sportif, sosyal, idari kullanımların yer aldığı bir düzenlemeye gidilmesi düşünülmüştür. Özel mülkiyetlerin yoğun olduğu bölgelerde ise, ticari amaçlı çiçek seraları ve bunların tanıtımının ve satışının yapılacağı bir ticari merkezin de yer alması düşünülmüştür.

Çayın kuzeyinde, orman tahdit krokisi içinde kalan, fakat üzerinde birkaç maki kümesi dışında ağaç bulunmayan, büyük kamu mülkiyetlerinin bulunduğu tampon bölgede, uygulama kolaylığı da düşünülerek, buraya canlılık kazandıran bir çekim odağının, bir turistik eğlence merkezinin yer alması uygun bulunmuştur.

 

1.2.2.2. Boğaçay Doğal Kaynak Kullanımı ve Çevre Düzenleme Projesi 

i.     Alanın Tanımı

“Boğaçay Doğal Kaynak Kullanımı ve Çevre Düzenleme Projesi” alanı, Antalya’nın batısında, Olimpos ve Termessos Milli Park alanlarının drenajını sağlayan Karaman, Doyran, Çandır Çaylarının birleşmesinden oluşmaktadır.

Boğaçay Havzası yaklaşık 800 km2’lik bir alanı drene etmektedir ve bugün olduğu kadar gelecekte de Antalya için önemli bir doğal kaynak olacaktır. Günümüzde havza düzensiz, yağış rejimine bağlı olarak zaman zaman taşkınlara neden olan, çevresi düzenlenmemiş bir durumdadır. Havza içinde işletilmekte olan çakıl ve kum  ocakları, doğal dengeyi alt üst etmekte, nakliye kamyonları ulaşım ve çevresel sorunlar doğurmaktadır.

 

ii.    Yasal Dayanak

Havza Planlamasının başlıca hedefi, Karaman Çayı ve Boğaçayı’nın debisini düzenli hale getirmek, sellere karşı üst kotlarda regülatörler oluşturmak ve çay çevresinde kente yönelik dinlenme, eğlence, spor ve rekreasyon ağırlıklı düzenlemeler yapmaktır. “Boğaçay Doğal Kaynak Kullanımı”nın planlanması ve projelendirilmesindeki en önemli girdi kuşkusuz akarsuların akış rejimleridir. Bu rejimlerin bu güne kadar oluşturduğu ortamın iiyi yorumlanması, bugün için taşıdığı anlamın ve gelecekteki beklentilerin buna göre tanımlanması gerekmektedir.

Ön araştırma raporunda, su debisi, hidrojeolojik durum vb konularda var olan bulgular yansıtılmış, DSİ tarafından havzadaki araştırma ve çalışmaların sürmesi nedeniyle planlama konusunda seçenekli öneriler geliştirilmiştir.

DSİ Antalya 13. Bölge Müdürlüğü, özellikle taşkına ilişkin istatistiksel değerleri 500 yıllık bir periyoda dayalı olarak tekrar değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmelere bağlı olarak Bölge Müdürlüğü’nün hazırladığı “Nehir ve Çay Yatakları Islahı ve Taşkın Önleme” seçenek proje önerileri DSİ Genel Müdürlüğü’ne sunulmuştur (Konyaaltı Belediyesi, “Boğaçayı Doğal Kaynak Kullanımı ve Çevre Düzenleme Projesi”, I ve II. Etap Araştırma Raporları, 1996, M.TUNÇER UTTA Planlama Ltd.)

Bölge Müdürlüğü’nün bu seçenekleri oluşturduğu aşamada, Havza’nın kent ve çevre planlamasında taşkınlarla ilgili önlemlerin alınmasının yanısıra; Havza’nın doğal değerlerinin korunması ilkesine dayalı olarak “Rekreasyonel Amaçlı” kullanılmasının benimsenmesidir. Yapılan ortak toplantılarda, kentsel, özellikle rekreasyonel amaçlı kullanım istemlerinin bir ŞEMA PLAN ve Raporu ile DSİ’ye yansıtılması öngörülmüştür.

Ocak 1996 ayı içinde böyle bir çalışma, Havza için yapılan I. Etap Araştırma Raporu ilgili kuruluşa sunulmuş, DSİ’den yeni sayısal verilere bağlı olarak geliştirilen “Şema Plan” ın irdelenmesi istenmiştir. Bu öncelikli irdelemenin amacı, Havza’nın rekreasyonel amaçlı kullanımını da öngören taşkın önleme proje önerilerinin geliştirilmesidir. DSİ Antalya Bölge Müdürlüğü’ndeki değerlendirmeler sonucunda “B” Seçeneği’nin çevrenin rekreasyonel kullanımına daha fazla olanak vereceği saptanmıştır. Havza üst kotlarında, suyun tutulmasına ilişkin önlemlerin alınamaması durumunda gerekecek olan büyük kesitleri içeren ikinci seçenekle birlikte bu öngörü DSİ Genel Müdürlüğü’ne aktarılmıştır.

 

Nisan 1996 tarihine kadar süren incelemelerden sonra Genel Müdürlük;

·      Özellikle Havza Üst kesimlerinde alınacak önlemler kapsamında yapılacak baraj, sel kapanı vb. tesislerin kamulaştırma, yapım ve işletmelerine yönelik ekonomiler oluşturmayı,

·      Yaklaşık 2,2 trilyon TL’sini aşacağı tahmin edilen bu tesislerin yapımı için bulunması gereken ek parasal kaynakları bulmayı,

·      Havza’daki taşkınların temel özelliği olan “Rüsubat” sorununu çözebilmeyi,

·      Havza’nın özellikle alt kotlarını rekreasyonel amaçlı kullanımını desteklemekle birlikte; alt ve üst kotlarda daha akılcı ekonomik ve gerçekleştirilebilir önlemleri/tesisleri saptamayı,

öngören değerlendirmelere girmiştir.

DSİ Genel Müdürlüğü’nün, bu yeni yönelişinin özünde, taşkınlarla ilgili önlemlerin alt veya üst kotlarda alınması ile ilgili önerilerin karşılaştırılması amacı bulunmaktadır. Bu karşılaştırma havzanın rekreasyonel amaçlı kullanılması fikrini gözardı etmek anlamına gelmemektedir. Genel Müdürlük ilgililerinin açıklamalarına göre, bu karşılaştırmaların amacı; üst kotlarda önlemler kapsamında barajlarda tutulan suyun, taşkınlarla ilgili boş kapasitelerin tutulmasının yanısıra; bu barajların içme, kullanma ve sulama suyu için de kullanılabilirliğini ortaya koymaya yöneliktir. Yapılacak yeni araştırma ve çalışmalar en uygun seçeneği ortaya çıkaracaktır.

 Havza’nın rekreasyonel amaçlı en uygun kullanımı ise, aşağıdaki temel ölçütlere dayandırılacaktır:

·      Nehir ve Çayların alt kotları diye tanımlanan kent bütünü Nazım İmar Planı Sınırlarının içindeki kesiminin, özellikle rekreasyonel amaçlı kullanılacak bölgeleri, “Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan tescilsiz kamu arazileri” nden oluşmalıdır. Bir başka anlatımla, bu bölgeler çayların bugüne dek oluşturduğu dar-geniş yataklar tanımlanmalıdır. Bu yataklar dışında bugün taşkına maruz kalan; oysa alınacak önlemlerle, önümüzdeki dönemlerde korunabilecek alanlar da bu özel planlama alanı kapsamına alınabilir. Taşkın dışı narenciye bahçeleri, orman arazileri ve planlı/plansız kentsel alan bütünü, rekreasyonel amaçlı planlama alanı dışında olmalıdır.

·      Sınır ve alan belirleyen bu temel kararlara dayalı olarak; nehir ve çay yataklarından oluşan bölge bütününde, taşkınla ilgili kanal kesiti, eğer bağımsız ve boş tutulacak ise, minimum kesitli;

·      Rekreasyonel, sportif ve görsel kullanışa açılacak, göl vb su yüzeyleri aynı zamanda taşkın için de boş  potansiyel taşıyacak ise, maksimum kesitli, olmalıdır.

Her iki çözüm de, su kıyılarının hazine toprağı olmak koşulu ile rekreasyonel, konut vb amaçlarla kullanılmasına olanak sağlamalıdır.

Hazılanan 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planı genelinde ve Boğaçay/Karaman Çayı Doğal Kaynak Kullanımı ve Rekreasyon Planlaması özelinde bu iki seçenek birlikte tanımlanmıştır. DSİ veri ve kararlarına göre seçeneklerden biri kesinleştirilmiştir. Birinci seçenek ağırlık kazanmış ve DSİ taşkın kanalı sistemden bağımsız geliştirilmiştir. Bu kanaldan zaman zaman alınan sularla denizle bağı kurularak oluşturulacak su yüzeyleri ve onların çevresindeki kamu mülkü alanlarda kentsel rekreasyonel kullanışlar geliştirilecektir.

Boğaçayı Projesi’nin yasal dayanaklarından bir DSİ verileri, diğeri ise onanmış bulunan 1/5000 Ölçekli Nazım Plan olacaktır. Boğaçayı Projesi Nazım Planda 2 Numaralı Özel Sratejik Proje olarak belirlenmiştir.

 

iii. Planlama İlkeleri

Boğaçayı Havzasında, mevcut durum, doğal ve çevresel özellikleri bilimsel yöntemlerle incelenerek, alanda ekolojik değerlerin saptanması ve yasal çerçeve oluşturulmasını içeren bir rapor hazırlanmıştır. Boğaçayı Doğal Kaynak Kullanımı ve değerlendirilmesine ilişkin, alanda yer alan değerleri, koruma ve kullanma dengesi içinde kent yaşamına katmak, çağdaş planlama, kentsel tasarım ve peyzaj ilkelerine bağlı kalarak, Boğaçayı Havzasını Antalya Anakenti için bir “Kentsel Park ve Rekreasyonel Alan” olarak düzenlemek ve kent bütünündeki diğer kentsel kullanımlarla işlevsel ilişki kurmak amaçlanmıştır.

Bu amaca yönelik olarak hazırlanacak uygulama projelerinde;

·      Ekolojik dengenin korunması, iyileştirilmesi yönünde önlemler alınmalı, geliştirme, uygulama ve bu alanlar etrafındaki arazi kullanım kararları buna göre belirlenmelidir.

·      Bölge sınırları içerisinde yer alan hazine arazileri öncelikle kamuya açık alan kullanımlarına ayrılmalıdır.

·      Önerilecek ulaşım ve yerleşim kararları, kentsel kullanımlar ve eylemler, bölgenin yakın çevresi ile ilişkileri göz önüne alınarak saptanmalıdır.

·      Bölgede yer alabilecek turizm aktiviteleri, ağırlıklı olarak günübirlik olarak düşünülmeli, buna yönelik olarak nokta ve günübirlik alanlar belirlenmelidir.

·      Kullanıma çeşitlilik getirilmesi amacıyla ve olabilirse bir su sporları merkezi oluşturulmalıdır.

·      Havza bazında doğal dengenin korunması için gerekli önlemler alınırken, Antalya Anakent Bütünü ve Konyaaltı Bölgesi ile yaya ve taşıt bağlantısı kurulmalı, gerekli servis ve otopark olanakları sağlanmalıdır. Doğal çevrenin korunması amacıyla yaya ulaşımının ağırılıklı olması düşünülmelidir.

·      Planlama alanı bütününde su havzası drenajının düzenlenmesi, suyun taşkın ve sel oluşturmasının önlenmesi, sulama sisteminin kurulması ve düzenli su debisi sağlanması gereklidir.

·      Aşağı havzada (güney kesimlerde) yapılacak düzenlemelerin bekası ve korunması, alüvyon taşınmasının ve erozyonun önlenmesi, zaman içinde zemin ıslah ve tarama işleminegereksinim duyulmaması için üst havzada (kuzey, kuzey-batı  kesimlerde) ıslah düzenlemelerinin yapılması gereklidir. Havza kuzey kesimlerinde mühendislik yapıları ile sel ve taşkın önlemleri ve drenaj düzenleme önlemleri alınmalıdır.

·      Vadi yamaçları ile vadi tabanlarının ıslahı, gerekli ağaçlandırma ve setleme çalışmaları ile erozyon önleme çalışmaları yapılmalıdır.  Oluşturulacak setler ile suyun tutulması ve belirli bir düzen içinde yaz kış eşit bir debi ile bırakılması düzenleme çalışmalarında büyük önem taşımaktadır.

·      Kum ve çakıl işletmelerinin oluşturduğu çukur alanlar, zemin ıslahı ile açık alan, gölet alanları olarak kullanılabilir. Zemin sondaj çalışmaları yapılarak, belirli aralıklarla (500x500 m. gibi) zemin niteliği saptanmalı ve zemin ıslah yöntemleri belirlenmelidir.  Yer yer dolgu, geçirimsiz tabaka oluşturma (kil vb), beton zemin oluşturma gibi yöntemler uygulanabilir.
 

Boğaçay Projesi Antalya Anakenti’ne yönelik önemli bir proje olarak üzerinde durulan ve çalışmaları sürdürülen bir projedir.

devamı için tıklayın »»»


 

[1] Antalya Kenti için, 1995-1998 Yılları Arasında UTTA Ltd. (Dr. Ahmet UZEL, Dr. Kamutay TÜRKOĞLU, Doç.Dr. Mehmet TUNÇER ve A. Saffet ATİK) Tarafından Hazırlanan Çeşitli Plan ve Proje Raporlarından derlenmiştir. Yazar bu çalışmalarda ağırlıklı olarak Proje Yöneticisi ve/veya Kentsel Tasarımcı/Koruma Plancısı olarak yer almıştır.