2.  UYGULAMA İMAR PLANI


2.1. PLANLAMA  AMAÇ VE İLKELERİ

Bu çalışmanın amacı; 1/25 000 ve 1/5000 Ölçekli Nazım Plan ilkeleri doğrultusunda Antalya'nın en önemli doğal verilerinden biri olan Lara Kıyı Bandı'nın kamu yararlı kullanımına ilişkin çevre düzenleme projesinin hazırlanmasıdır.

Talya Otelinden başlıyarak Konserve Koyuna kadar olan kesiminm düzenlemesi yapılan Lara Falez Bandı Planlama amaçları ve başlıca ilkesel planlama kararları aşağıdaki  şekilde oluşturulmuştur:

·      Yoğun yapılaşmalar ile özellikle denizden bakıldığında görsel açıdan olağanüstü güzelliği bozulmuş olan Lara Falez Bandı Doğal Sit Alanı tamamen kamuya açılacaktır. Falezlerin doğal karakteri ile aykırı düşmeyecek ve bu görünümünü koruyarak geliştirilmesini hedefleyecek kullanımlar bu alanda yer alacaktır. Odak noktaları denilen bu kesimler (0) de yer alabilecek günübirlik kullanımlar plan notlarında verilmektedir.                                                             

·      Antalya Anakenti’nin ulusal ve uluslararası önemi gözönünde bulundurularak, kentin günümüzdeki ve gelecekteki yeşil alan gereksiniminin karşılanmasında, deniz ve doğadan azami yararlanmayı sağlayabilecek açık alan ve rekreasyonel kullanımlar bu kesimde yer alacaktır. Kentin sadece bu kesimine değil tümüne yönelik düzenlemeler önem taşımaktadır. Ancak bu düzenlemeler yapılırken, var olan yeşil dokunun korunması yanısıra, doğa onarımının yapılacağı ve görsel zenginliklerin korunarak geliştirileceği bir düzenleme amaçlanmaktadır.

·      Falezlerin yaklaşık 20 yıl önceki hali Resim 82’de görülmektedir. Bu fotoğraftan da görüldüğü gibi o dönemde falez üzerinden akan küçük şelaleler ile zengin bitki örtüsü zaman içinde kısmen de olsa ortadan kalkmıştır.

·      Lara Falez Bandı gerisinde yer alan ve genel olarak Kırcami Bölgesi olarak    nitelendirilen verimli tarım toprakları ile sera alanlarını içeren kesimin sulanması amacıyla oluşturulan kanal ve kanalet sisteminin falezler üstünden akışı zaman içinde yoğun yapılaşmalar nedeniyle yer yer engellenmiş  ve bazen de yok edilmiştir. Düden Çayı’nın suyunun da zaman içinde azaldığı gözlenmektedir (Resim 83).

·      Bu proje, aynı zamanda alanın yağmur drenajını da sağlayan bu sistemin yeniden kısmen de olsa canlandırılmasını amaçlamaktadır.  Suyun Falezler üstünden yeniden akıtılmasıyla -eskiden olduğu gibi- oluşacak küçük şelaleciklerin faleze yeniden hayatiyet kazandıracağı düşünülmektedir.

·       Denize iniş noktalarının (asansör, merdiven vb) denetim altına alınması, görsel ve estetik açıdan denetlenmesi önem taşımaktadır. Falezin doğal karakteri ile uyum sağlamayan, beton yığını olarak görülen olumsuz örnekler zaman içinde tasfiye edilmeli ve falezler doğal karakterine kavuşturulmalıdır. Falez üzerinden denize iniş noktaları belirli aralıklarla sağlanabilir, ancak bu inişlerin tamamen içeriden asansörler şeklinde olması, var olan inişlerin de doğal kaplama malzemesi ve peyzaj ögeleriyle çevreye uyumlu hale getirilmesi gereklidir (Bkz. Resim 59, 63, 69, 71, 81)

·      Falez altında yeralan mağaraların ve boşlukların korunması gereklidir. Falez üzerinde yoğun yapılaşmalar jeolojik bakımdan sakınca yaratmaktadır. Yapılar iskan edilmeden jeolojik bakımdan irdelenmeli, herhangi bir depreme karşı önlemler alınmalıdır. Falez gerisindeki yerleşim alanlarındaki kanalizasyon sistemi biran önce tamamlanmalıdır. Kanalizasyon inşaatlarında öncelik sırası kaynak koruma alanlarına verilmelidir. Traverten alanında kirletici herhangi bir sanayi vb kuruluşa izin verilmemelidir.

 

2.4. PLANLAMA  KARARLARI

2.4.1. Eski Değirmen

Eski Değirmen’den  günümüzde bazı beden duvarları ayakta kalmıştır. Antalya KTVK Kurulu’nun 16.12.1992 gün ve 1712 Sayılı Kararı’nda, “.... bugün harabe şeklindeki yapı grubunun yıkılarak plandaki gibi (park, büfe-çayocağı) düzenleme yapmanın, doğayı daha çok tahrip edeceğinden, bu yapı grubunun onarılarak kafeterya-çay bahçesi olarak kullanılmasının uygun olduğu ve buna göre hazırlanan mimari projenin onaylanması ve uygulamada ana kitlenin kesinlikle korunmasına, sıva yapılmamasına ve doğayı tahrip edici hiç bir müdahalede bulunulmaması...” kararı verilmiştir. Koruma Kurul onaylı bu proje plana yansıtılmıştır.

 

2.4.1. Falez Kafe ve Antalya Restoran

İzmir TKTV Kurulu’nun 24.10.1985 gün ve 952 Sayılı Kararı ile Tevfik Işık Caddesi, tapunun 64 Ada, 3 Parselinde çay bahçesi yapılması uygun bulunmuştur. Falez Kafe yanında yer alan Antalya Restaurant’ın (64 Ada, 4 Parsel) Kurul Kararlarına aykırı olan yapıların yıkımına ilişkin çeşitli kararlar bulunmaktadır (Antalya KTVKK’nun, 10.03.1995 gün ve 2481 ve 11.07.1995 gün ve 2600 Sayılı Kararları).  Günümüzde bu kesim Falez Kafe olarak işletilmektedir ve uygulanmış olan bu kesim projeleri aynen planlama alanına dahil edilmiştir.

Birer odak noktası niteliğinde olup aynı kriterlere göre yeniden ele alınmalıdır. Kaçak yapı ve eklentiler tasfiye edilmeli, kıyının topluma açılması ilkesi uygulanmalıdır. Falez üzerindeki özgün bitki örtüsü korunmalıdır.

 

2.4.3. Eski Hidro-Elektrik Santralı

Antalya’ya yıllarca ışık ve enerji vermiş olan bu tarihi yapı, kitlesi ve içinde kalan tesisatı ile korunarak, restore edilip dekore edilerek çok amaçlı yeme, içme ve eğlence tesisi olarak gene Antalya halkına hizmete devam edecektir. Bu yapının cephelerindeki sıvanın sökülerek çevreye uyumlu ve özgün haline dönüştürülmesi, otantik yapı özelliklerine kavuşturulması önerilmektedir. Yapı deniz kullanımı ile ilgili tesislerle desteklenebilir.

Eski hidro-elektrik santraline inen dik merdivenler, sahanlıklı ve yeşillikler arasında rahat bir kullanıma kavuşturulmalıdır.  Bu kesimde de varolan ve borular içine alınan suyun açığa çıkarılarak eskiden olduğu gibi falezler üzerinden küçük şelaleler şeklinde akıtılması önerilmektedir. Bu sayede, çeşitli su gösterileri ve havuzlar oluşturulması mümkün olabilecektir.

TEK’den devir alınan lojman ve idari yapıların diğer yapılarla uslüp ve malzeme bütünlüğünün kurularak onarılması ve Belediye Konukevi, Belediye Şark Kahvehanesi, Sanatevi vb kullanımlara tahsis edilmesi önerilmektedir Herhangi bir ek yapı yapılmaması ve var olan yapıların değerlendirilmesi greklidir. Falez kenarındaki trafonun da olumsuz görünümü nedeniyle kaldırılması önerilmektedir.

Bu kesimde de bakı ve manzara seyir terasları oluşturulmuştur. Eski mezbaha döneminde yapılmış olan teraslar da, manzara ve bakı terasları olarak korunacak, iyileştirilecek ve peyzaj ögeleri ile zenginleştirilecektir. Buradaki mağara girişlerinin araştırılması ve değerlendirilerek korunması gereklidir.  Denize dik bir inişin bulunduğu bu kesimde yüzme ve amatör balıkçılık için gerekli düzenlemeler yapılacaktır. Eski hidro-elektrik santrali kesimi 1/500 Ölçekli düzenlenmesi gerekli bir özel proje alanıdır.

 

2.4.4. Eski Elektrik Santrali ile Bambus Arası

Bu kesim için Muratpaşa Belediyesi tarafından hazırlanan 1/500 Ölçekli düzenleme projesi, kuzeydeki yapılaşmalara servis sağlanmasına yönelik olarak ve Falezin bu kesimin özellikleri dikkate alınarak yeniden ele alınmıştır. Ulaşımın sürekli olmasından çok ringler şeklinde ele alınması hızlı ve sürekli bir taşıt ulaşımını engellemek bakımdan önem taşımaktadır.

Var olan bakı/manzara terasları ve dinlenme üniteleri olabildiğince korunmuş ve değerlendirilmiştir. Eski Lara Yolu’nun Kentin bu kesiminden Dedeman Kavşağı’na kadar olan kesimi gezinti yolu (promenad), bisiklet ve jogging yolu olarak düzenlenecektir. Kuzeyde tarım alanlarında var olan kanallar bu alanda da değerlendirilmiş ve kuzeyin yağmur suyu drenajını sağlamak amacı ile falezler üzerinden akıtılmıştır. Bu kesimdeki  “Yalım Restoran” tam Falez kıyısında yer aldığından zemin güçlendirici ve sağlamlaştırıcı önlemler alınması gereklidir. Falezlerin üstünde kıyıya paralel ilk ilk 50 m. içerisinde  yapı yapılması kesin olarak yasaklanmalıdır. Bu hem falezlerin korunması hem de yapıların ve kullanıcıların güvenliği açısından önem taşımaktadır.

 

2.4.5. Bambus Kesimi

Planlama alanının önemli bir noktası da Bambus diye adlandırılan kesimdir.

Antalya KTVK Kurulu’nun 01.02.1996 gün ve 2851 Sayılı kararında; Bambus Motel’in “....Belediyesinden herhangi bir ruhsat almadan izinsiz olarak yapıldığından ......” yıkılan bölümlerinin yeniden yapılması istemi değerlendirlmemiş, konunun “Lara Kıyı Bandı Rekreatif Amaçlı Düzenleme Planı” kapsamında değerlendirilmesinin uygun olduğuna karar vermiştir.

Bu kesimde mülkiyet kısmen Belediye (% 50’den fazla)  kısmen de özel mülkiyettedir. Korunması gerekli seralar ve yoğun konut dokusu ile önemli  çevresel ögeleri barındırmaktadır. Bu kesimden geçen kanallar da planlamada değerlendirilmiş ve planın bir ögesi olarak kullanılmıştır. Bambus küçük bir motel alanı olarak kıyı kenar çizgisi içinde yer almaktadır. Bu alanın Belediye’ye hizmet verecek hale getirilmesi ve bir “Belediye Misafirhanesi (Residence)” ne dönüştürülmesi planlanmaktadır.

Bu kesimde falezin altına doğru oyuklar oluşturularak falezde tahribat yaratılmış ve üst kottaki yolda sel nedeniyle yer yer kaymalar ve çatlaklar oluşmuştur. Bu kesimin altında da “Urumkuş Pınarı” adıyla anılan bir mağara olduğu bilinmektedir. Planda bu kesimin onarımına yönelik önlemler alınması için plan notu üretilmiştir.

 

2.4.6. Dedeman ile Adonis Arası Düzenlemesi

Dedeman Oteli ve Aquapark kesiminde kıyının toplumsal kullanımında kesintiler olmaktadır. Bu kullanımlar falezin üzerini tamamen kapatmışlardır.  Dedeman ile Aquapark arasındaki yolun taşıt ulaşımına kapatılarak yayalaştırılması önerilmektedir. Aquapark’ın falez kenarı da kamuya açılacak şekilde yaya olarak planlanmıştır. Adonis Otel ve Antalya Otel ile çevresindeki konut alanları da Falez üzerini tamamen kendi kullanımları için düzenlemişler ve kıyıyı kapatmışlardır. Adonis Otel’in deniz inişi ise çevreye tamamen uyumsuz bir beton yığını görünümündedir.  Bu tür beton ağırlıklı inişlerin taş kaplama ve peyzaj ögeleri ile falez tekstürüne uyumlu hale getirilmesinin sağlanması gerekmektedir. Bu konuda bir plan notu geliştirilmiştir. Bu kesimde bazı lokanta, çay bahçesi ve turistik konaklama tesisleri tasfiye edilmiş ve bu projenin uygulanması için alan hazır hale getirilmeye başlanmıştır. Burada bazı servis mekanlarının (gözlemeci, lokanta, çay bahçesi, pansiyon vb) halen işlevlerini sürdürdüğü gözlenmiştir

Bu kesim için Muratpaşa Belediyesi tarafından hazırlanan düzenleme projesi Antalya KTVK Kurulu’nun 14.04.1996 gün ve 2933 Sayılı Kararı ile uygun bulunmuştur. Bu kararda istenilen; mimari projeler, yol kaplamaları, kentsel mobilyalar, özürlüler için otopark ve düzenlemeler ile manzara asansörünün ayrıntılı çevre etüdleri ise Muratpaşa Belediyesi tarafından hazırlanarak Koruma Kurulu’na sunulmuş ve Koruma Kurulu’nun 14.08.1996 gün ve 3069 Sayılı Kararı ile uygun bulunmuştur.

Bu kesim için Muratpaşa Belediyesi tarafından hazırlanmış olan bu proje temel alınmıştır. Konut alanlarına servis veren yollar düzenlenerek, yaya yollarının sürekliliği sağlanmıştır. Alana dışarıdan gelenler için de otoparklar planlanmıştır. Büyük Şehir Belediyesi tarafından düzenlenen yaya yolu ve bisiklet yolu güzergahı  da aynen korunmuştur.

 

2.4.7. Eski Mobil Depoları Alanı (Muratpaşa Belediyesi Alanı) ve Adalya Vakfı Alanı

Eski Mobil iskele, boşaltma ve depolama alanı günümüzde, Muratpaşa Belediyesi tarafından halen Belediye’nin bazı birimleri için geçici olarak kullanılmaktadır. Bu alanın bir kısmını da Adalya Vakfı yer seçmiştir.

Bu alanın mülkiyetinin büyük bir kısmı Belediye’nin olup, buranın bir spor tesisi (tenis kortları, basket sahaları vb) düzenlenerek kullanılması öngörülmüştür. Mobil iskelesi korunmuş ve bir denize iniş noktası olarak düzenlenmiştir. Adalya Vakfının güneyinde kamuya açılacak bir sosyal-kültürel tesis alanı planlanmıştır.

 

2.4.8. Adalya Vakfı Konserve Koyu Arası

B. LARA KIYI BANDI PLAJ KESİMİ

II. Bölümün alanın tanımı başlıklı alt bölümünde sınırları belirlenen ve genellikle geniş bir kum bandı ile bu bandın gerisindeki orman alanları ile kimliği belirginleşen alanının planlanlama çalışmalarına girdi oluşturmak üzere alan çeşitli açılardan ele alınacak ve plan kararları üretilecektir.

“Lara Kıyı Bandı Plaj Kesimi”; Antalya kent merkezine 14 km uzaklıkta, önemli bir doğal oluşumdur. Kumsal  6. km'de Kopak Çayı ile kesilir. 3 km. doğu'da Kundu (Acısu) Çayı denize dökülür.  Lara Plajı, doğuya doğru göz alabildiğine uzanan kumsalların başlangıcıdır. Lara'dan başlayarak Kundu'dan doğuda Kumköy, Belek, Boğazak, Niğid, Side, Sorgun, Boğaz ve Kızılot Kıyıları 1980 sonrasında yoğun bir yapılaşmaya sahne olmuş ve kumsallar otel, motel, tatil köyleri ile dolmuştur (Bkz Şema 1/ Lara Bölgesi Mevcut Durum).

Lara kumulları yer yer 10 m.'ye ulaşan kum tepecikleri ve bunların üzerinde denizden gelen rüzgarların etkisiyle şekillenen kızılçam ve fıstık çamı ağaçları ile kaplıdır. Kumul üzerinde soğansı ve otsu bitkiler de yetişmektedir. Bu bitkilerin en önemlilerinden biri "Kum Zambağı" dır. Lara Plajı, flora ve faunası ile özel bir önem taşımaktadır. Lara kumulları termoterapi amacıyla özellikle romatizmal hastalıkların tedavisinde kullanılmaya son derece uygun özelliklere sahiptir. İlkçağ Kentlerinden Magydos, Lara'da  falezin başladığı ve batıya doğru uzandığı başladığı yerde kurulmuştur. Bu kentin kıyıda yer yer görülebilen kalıntıları son 15-20 yıl içerisinde bütünü ile yok edilmiştir.

 

1.  Fiziksel Özellikler, Flora ve Fauna

Lara Kıyı Bandı’nın Plaj Kesiminin fiziksel özelliklerine ilişkin genel bilgiler aşağıda özetle açıklanmıştır.

 

1.1. Kumul (Eksibe)

Lara Kıyıları'nda ince kumular yer yer denizden karaya doğru 1.5 - 2.0 kilometre içerilere yayılmıştır. Bu özel kıyı oluşum biçimine eksibe (Arapça) ya da kumul  denir.

 

1.1.1. Kıyı Kumullarının Oluşumu

Boğaçayı, Aksu, Kundu, Köprüçay ve Manavgat Irmakları, Toroslardan kopardıkları taşı toprağı aşağılara sürüklemişler ve ufaladıkları bu materyali dağ eteklerinden başlayarak denize doğru sermişlerdir.

Bu olayın en canlı kanıtı günümüzde kıyıdan 15-20 kilometre içeride kalmış olan Perge ve Aspendos antik kentlerinin durumudur. İlkçağlarda Akdeniz'den gelen gemilerin Kestros (Aksu) ve Eurymedon (Köprüçay) ırmaklarından içeri girerek bu kentlere ulaşabildikleri; Aspendos'un dörtyüz gemiyi barındıran bir limanı olduğu bilinmektedir. O çağdan bu yana 1500-2000 yıl gibi çok kısa sayılabilecek jeolojik süreç içerisinde bu ırmaklar materyali getirip denize yığarken, deniz de bu materyali alır, dalgaları ile öğütür sonra rüzgarın da yardımı ile karalara doğru atar. İnce kumlar kıyılardan içerilere geldikleri yöne doğru akmaya başlar. Rüzgar bazen, karadan eser, alır kumları denize doğru atar. Yağmur yağışlı kış mevsimlerinde rüzgar ıslak kumları sürükleyemez. Kurak yaz mevsimlerinde ise egemen rüzgar denizden eser. Böylece kum hareketinin bileşkesi denizden karaya doğru yönelir ve  denizin kumu dalgalar, tepecikler halinde ilerleyerek kıyı kumullarını oluşturur. Rüzgar küçük kum tanelerini ve zerrecikleri daha kolay sürükleyebilir. Bu nedenle kumulların iç kesimleri çok küçük daneli, denize yakın kesimleri ise daha iri daneli kumlardan oluşmuştur (BÜYÜKYILDIRIM, G., "Lara Plaj, Kumul ve Ormanları).

Kıyılarda kumul oluşması için gerekli coğrafi ve jeolojik koşullar:

·       Kıyıda akarsuların taşıdığı materyal ile dolmuş geniş bir ova,

·       Sığ bir deniz,

·       Egemen yaz rüzgarlarının denizden karaya doğru esmesi,

biçiminde özetlenebilir.

Deniz, kıyıdaki kayaları, yalı-yarları (falezleri) de parçalar; ancak derin ve birdenbire yükselen kıyılarda bunları öğütüp karalara atamaz. Bu nedenle örneğin Konyaaltı Plajlarında, dağlık Kemer kıyılarında kumullar oluşmamıştır.

Denize 300 metre kadar uzaklıktan başlayıp 2 kilometre içerilere değin paralel bir şerit biçiminde uzanan ormanlar, kumullar karşısında doğal bir duvar oluştururlar.

Rüzgarla savrulan kum tanecikleri ağaçların gövdelerine, dallarına, yapraklarına çarpınca hızları kesilir ve ağaç eteklerinde birikmeye başlarlar. Nerede bir ağaç ya da ağaç topluluğu varsa orada bir kum tepeciği yükselmiştir.

Bu durum Lara Kumulları'nda çok belirgin olarak görülebilir. Kum tepeciği yükseldikçe ağacı da yutmak ister. Yeterince sağlıklı büyüyemeyen ya da ölen ağaç bütünü ile kumların altında kalır. Kalan sağlar ise gövdelerini kumlara siper etmeyi sürdürürler. Kumların saldırısı ilk saflarda olmasa bile içerilere doğru bütünü ile durdurulur. Kumullar orman cephesini aşamaz. (BÜYÜKYILDIRIM, G., "Lara Plaj, Kumul ve Ormanları).

 

1.1.2. Kumul Hareketleri

Denizlerle karalar arasında dünya tarihi boyunca süren doğa savaşı genelde karaların lehine gelişmiş, karalar denizlere doğru ilerlemişlerdir. Denizler çoğu yerde bu saldırıya kumları ile yanıt vermişler; oluşturdukları kumullar ile karaları üstten fethetmişlerdir.

“.....Lara'da oba kuranlar bilirler. Denize 50 metre uzaklıkta kumlar her yıl 10-15 santim yükselir; obaların taban betonları kıyıdaki yollar kumlar altında kalır. Bu kumlar kimi zaman yuvalanarak, kimi zaman havada savrularak, önlerine çıkan herşeyi örterek içerilere doğru ilerler. Tarlalar, evler, kumlar altında kalır.....”

Bunun en çarpıcı örneği Ova-Gelemiş Kumulu'nda görülür. Buradaki antik Patara kıyı kenti binlerce yıl içerisinde ilerleyen kumullar altında kalmıştır. Kumullar burada denizden 4-5 kilometre içerilere kadar yürümüş ve 20-30 metre yüksekliğinde tepeler oluşturmuştur. Antik Patara Kenti'nin görkemli yapılarından ancak pek azı bugün kendilerini örten kumullar içerisinden başlarını çıkarabilmektedirler.

Andriake (Demre Kumulu) ve Side Kentleri'nin de antik yapılarından bir bölümü benzer biçimde kumullar altında kalmışlardır.

Kumulların bu ilerleyişi yalnızca binlerce yıl ile ifade edilen bir tarih süreci içerisinde değil; bir insan ömrü içerisinde bile gözlenebilir. Kumul yakınlarında yaşayan insanlar tarlalarının, bahçelerinin, evlerinin yıldan yıla ilerleyen kumullar altında kaldığına tanık olmaktadırlar. Bu durum doğal olarak ülke tarım ve ekonomisi açısından kayıplara yol açmaktadır.

Kumulların bu önlenemeyen ilerleyeşini durduracak tek doğal güç kıyıdaki bitki örtüsü, özellikle ormanlardır (BÜYÜKYILDIRIM, G., "Lara Plaj, Kumul ve Ormanları).

 

1.1.3. İncekum

Yukarıda anlatılan doğal zenginliklerin yanısıra Lara Kumulları'nı oluşturan çok ince daneli kumun kendisi de ekonomik açıdan önemli bir hammaddedir.

İnce kuma en çok gereksinme duyulan alan yapı sektörüdür. Binaların sıva ve şap işlerinde asıl yapı gereci olarak "sıfır numara" adı verilen ve 1 milimetre olan küçük daneciklerden oluşan ince kum kullanılmaktadır. Bu kum ayrıca bütün kireç ve çimento harçlarında ve çok küçük bir oranda betonlarda kullanılır.

İnce kumun kullanıldığı bir başka alan da tarım sektörüdür. Çiçek ve sebze bahçelerinin özellikle seraların toprağına bol miktarda ince kum karıştırılır.

Antalya'da yoğun yapılaşma ve seracılığın hızla gelişmesi sonucu ince kum talebi çok büyük boyutlara ulaşmış bulunmaktadır.

Yer yer tarlaları ve yerleşim bölgelerini tehdit eden çıplak kum tepeleri belirli teknik, yasal ve çevresel koşullar içerisinde ekonominin kum gereksinmesinin karşılanmasında önemli bir doğal kaynak olarak değerlendirilebilir.

 

1.2. Sağlık Açısından Kumullar

Çok eski yıllardan beri Lara'nın sıcak ince kumlarının kimi romatizmal hastalıklar ve ağrılar üzerinde iyileştirici etkisi olduğuna inanılmaktadır.

".........Lara'da "kuma gömülmek" geleneksel ve yaygın bir sağaltım (tedavi) yöntemidir. Bunun için sabahleyin kum üzerine bir insanın yatabileceği büyüklükte bir çukur açılır. Öğleye doğru kumlar iyice ısınınca hasta çukura yatar ve üzeri kumlarla örtülür. Hasta burada sıcağa dayanabildiği sürece örneğin yarım saat, bir saat kalır. Bu işlem bir ya da iki hafta boyunca uygulanır.

Pek çok hasta bu yöntemle iyileştiğine inanmakta; gerek Antalya'dan gerekse başka uzak kentlerden binlerce insan ağrılarına şifa bulmak umuduyla Lara'ya kuma gömülmeye gelmektedir. Çoğunluğunu da dar gelirlilerin oluşturduğu bu hastalar aileleri ile birlikte kumul ormanı içerisine kurdukları çadırlarda ya da ağaçların gölgesine geldikleri otomobillerde gecelemekte, gündüzleri yaşlılar kuma gömülürken gençler de denizden yararlanmaya çalışmaktadır. Ancak orman içerisinde elektrik, su, tuvalet gibi en doğal geneksinimleri sağlayacak bir altyapı bulunmadığı ve hiçbir denetim ve hizmet sağlanmadığı için buralarda çok ilkel bir görüntü ortaya çıkmakta, insan sağlığı ve doğal çevre tehdit altında bulunmaktadır........" (BÜYÜKYILDIRIM, G., "Lara Plaj, Kumul ve Ormanları).

 

Konu bilimsel yöntemlerle ele alınıp uygun bir altyapı ve uzmanlar denetiminde tedavi olanakları sağlanabilirse ve gerekli tanıtım yapılabilirse Lara Kumulları sağlık turizmi açısından da önemli gelişmeler gösterebilir.

 

1.3. Lara’nın Tatlı Suları

Lara kumulları ve arkasındaki ova çok zengin bir yeraltı ve yerüstü su potansiyeline sahiptir. Kopak ve Kundu (Acısu) Çayları, Lara'nın zengin su potansiyelini oluştururlar.  Bu çaylar üzerinde oluşmuş küçük göller, sazlıklar, nilüferler ve türlü su bitkileri ile korunması gereklidir.  Bu çayların suları son yıllarda ovada başlıyan yapılaşma ve tarımda aşırı ilaç kullanımı nedeniyle kirlenmeye ve balıklar azalmaya başlamıştır.

Lara Kumulları ve arkasındaki ova çok zengin bir yeraltı ve yerüstü suyu potansiyeline sahiptir. Yazın en sıcak günlerde bile zeminin hemen 1-2 metre altında su bulunur. Kıyıdaki kamplar içme ve kullanma suyu gereksinimlerini bulundukları yerden kolaylıkla sağlarlar.

Lara'nın yeraltı suyu Antalya'nın en az kireçli suyudur. Burada sabunlar Antalya'ya oranla çok daha kolay köpürür, çamaşırlar daha az deterjanla ve daha temiz yıkanır. Bu nedenle Lara'ya yazlığa giden Antalya'lı ev hanımları perdelerini, çarşaflarını, kilimlerini de götürüp Lara suyu ile yıkarlar.

Yağışlı kış mevsimlerinde yeraltı suyu yükselerek yüzeye yayılır. Yazın çöle benzeyen kumullar üzerinde kışın ortaya çıkan göller şaşırtıcı bir görünüm oluşturur.

 

Kopak ve Kundu (Acısu) Çayları; Lara'nın zengin su potansiyelinin yaz-kış yüzeyden denize boşalan drenaj noktalarıdır .

Alt traverten platosunun güneydoğu ucunda, birkaç gözden boşalmaktadır. Bu çaylar, üzerlerinde oluşmuş gölleri, sazlıkları, nilüferleri ve türlü su bitkileri ile Lara'nın bir başka doğal güzelliğidir. Sularında lezzetli yılan balıkları, kefaller, levrekler ürer ve buralardan Akdeniz'e çıkarlar. Çayların denize kavuştuğu yerlerde Antalya'nın yerlileri; Kemerağzı ve Kundu köylüleri geleneksel oba ya da çardaklarını kurup yaz sıcağında çayların ve denizin serinliğinden yararlanırlar.

Kopak ve Kundu Çayları'nın suları son yıllarda arka ovada başlayan yapılaşma ve tarımda aşırı ilaç kullanımı nedeniyle kirlenmeye, balıklar azalmaya başlamıştır (BÜYÜKYILDIRIM, G., "Lara Plaj, Kumul ve Ormanları).         

Kopak Çayı'nda, 1977 ve 1992 yılları arasında alınan akım ölçüm değerlerine göre, ortalama akım 1.401 m3/sn, en düşük akım 1.036 m3/sn ile Ağustos ayında, en yüksek akım da 1.816 m3/sn ile Şubat ayındadır. Alt platoda, travertenlerden boşalan bu kaynakların yanısıra, kıyı boyunca boşalan pek çok kaynak olduğu bilinmektedir. Bu kaynakların bir kısmı, 0-1 m. kotları arasından çıkmaktadır. İskele Kaynağı, Karpuzkaldıran kaynağı bu tip kaynaklardandır. Bunlara ek olarak altmış kadar denizaltı kaynağının kıyı boyunca boşaldığı saptanmıştır. DSİ, Antalya Kırkgöz Kaynakları ve Traverten Platosu Karst Hidrojeolojik Etüd Raporu'nda kıyı kaynaklarının ortalama boşalımı 5000 m3/sn mertebelerinde olduğu kabul edilmiştir.

 

1.4. Deniz Kaplumbağaları

Lara kıyıları, dev deniz kaplumbağalarının (Caretta Caretta) yumurtlama alanlarından birisidir. Bu kaplumbağaların soyunu tehdit eden tehlike, deniz kıyısındaki kumsalın insan eliyle alt üst edilmesidir. Lara'da turistik tesis bulunmayan boş kumsallardaki yumurtaları yok etme işini kum hırsızları yapmaktadır (Bkz Şema 2/ Lara Bölgesi Sorunları).

 

".........Ağustos sonlarında bir gece yarısı yumurtaların kirli beyaz ve yumuşak kabuklarını yırtan yavru Carretta'lar üzerlerini örten kumu eşeleyerek  yeryüzüne başlarını uzatırlar ve analarının gittiği yerin; denizin parıltısını ararlar. Bir ceviz büyüklüğündeki yavruların büyük çoğunluğu yaşamlarının ilk ve en büyük yanılgısına burada düşüp en parlak ışığa, kampı aydınlatan yüzlerce wattlık projektörlere doğru yürürler. Ertesi gün kamp sakinleri gece yolunu şaşırıp, gündüz Ağustos sıcağında kavruların yavruların ölülerini arkalardaki kumlar üzerinden toplarlar......

Böyle bir olay, 1992 yılı Ağustos ayında Lara DSİ kampında yaşanmıştır. Durumun farkına varan kamp sakinleri, özellikle çocuklar daha sonraki gecelerde kumsalda nöbet tutarak, yolunu şaşıran yavru Carettaları toplayıp denize bırakmışlardır. ...." (BÜYÜKYILDIRIM, G., "Lara Plaj, Kumul ve Ormanları).

 

Lara kıyıları, dev deniz kaplumbağalarının yumurtlama alanlarından birisidir. "Caretta Caretta" adıyla bilinen ve Akdeniz'de soyu tükenmekte olan bu hayvanlar son yıllarda Avrupa kamuoyunun büyük ilgisini çekmekte, korunmaları için çabalar harcanmaktadır. Birkaç yıl önce Fethiye'de Carretta'ların yumurtlama alanı olan İztuzu Kumsalı'nda bir Alman firmasına ait tatil köyünün yapımı yine Alman kamuoyunun baskısı ve parasal desteği ile engellenmiş, bu olay Türk basın ve yayın organlarında da geniş ölçüde yer almıştı.

“......Boyları 1 metreye yaklaşan ana kaplumbağalar Lara Kıyıları'na çıkar ve denizden 20-30 metre içeriye kadar yürüyerek, kumlar üzerinde 40-50 santimetre çapında çukurlar açıp, her bir çukura 15-20 yumurta bırakırlar. Çukurların üzerini yine kumla örttükten sonra geldikleri gibi denize dalar, giderler. Ana kaplumbağalar yumurtlamak için doğal olarak ıssız kumsalları ararlar. Ancak Lara Kıyıları'nda böyle yer pek kalmadığı için son yıllarda kampların, otellerin önünde yumurtlamaktadırlar.

Bu kaplumbağaların soyunu tehdit eden asıl büyük tehlike, deniz kıyısındaki kumsalın insanlar eliyle alt üst edilmesidir. Daha önce de belirtildiği gibi deniz öğüttüğü kumları her yıl kış mevsiminin azgın dalgaları ile kıyıya yığar; kaplumbağalar da kumlar üzerine yumurtlar.

Kışın gelen bu yeni kumlar; deniz ile oteller, kamplar arasındaki plajın yazlık düzenini bozmuş, bazı yapıların üst bölümlerini örtmüştür. Yeni mevsim başlamadan önce bir temizlik harekatına girişilir. Dozerler, kepçeler çelik bıçaklarını daldırıp kumlarını denize doğru küremeye, düzelemeye başlarlar. Böylece alt üst olan kumsalda ne kaplumbağa yumurtası kalır ne de zambak soğanı......”

“.......Lara'da turistik tesis bulunmayan boş kumsallardaki yumurtaları yok etmek görevini de kum hırsızları yerine getirmektedir. Kaçak olarak kıyıdan kamyonlara yüklenip Antalya'ya getirilen kumların arasındaki kaplumbağa yumurtaları duvarlarımızdaki sıvaya karışmıştır belki de.....” (BÜYÜKYILDIRIM, G., "Lara Plaj, Kumul ve Ormanları).

 

1.5. Kumul Ormanları

Lara Kumulları'nın ilk 5-6 kilometresi üzerinde kızılçam ve fıstık çamı ormanları yer alır. Bu da kumul ve orman arasındaki bir doğal savaştır. Kumulun deniz tarafında, ilk saflardaki ağaçlar  bu savaşın tarihsel izlerini karakterinde yansıtır.

Çamlar kısa, bodur görünüşlüdür, çünkü alt dalları 10-15 metre yüksekliğindeki kum tepeleri altında kalmıştır (Bkz. Resim 85).

Gövdeler egemen rüzgar yönünde eğilmiş ve dallar yapraklar kuzeye doğru uzamıştır. Ormanın içlerine doğru görüntü bütünü ile değişir. Tabanda toprak oluşmaya başlar daha düzgün görünüşlü çamları, otları, çiçekleri, kaplumbağaları, kuşları ve her türlü hayvanları ile ayrı bir dünya ortaya çıkar.

Buralar yaz kış dinlenmek ve eğlenmek amacıyla gelen, çadır kuran insanlarla dolup taşan doğal park alanlarıdır.

Lara Kumulları üzerinde çam ormanlarının yanısıra, Akdeniz bitki örtüsünün tipik örnekleri olan zakkum, hayıt, meşe, çitlembik, mersin gibi pek çok ağaç ya da maki topluluklarına da rastlanır. Bunlar çamlara oranla daha bodur ve çelimsiz kalmışlardır ama kumulların ilerlemesi karşısında direnirler (BÜYÜKYILDIRIM, G., "Lara Plaj, Kumul ve Ormanları).

 

1.6. Kum  Zambağı

"........Bu güzel çiçek Lara'nın simgesi, buralarda kurulan kampların, motellerin hatta Antalya kenti park ve bahçelerinin vazgeçilmez süsü olabilirdi. Oysa bizim parkçılarımızın, peyzajcılarımızın çoğu yerli bitkilerimizi beğenmez ya da görmezlikten gelirler. Hollanda'dan getirilen yüzlerce çiçek türü ya da Arabistan'ın hurması, palmiyesi, Amazon Ormanları'nın kauçuğu, Avusturalya'nın okaliptüs ağaçları baş köşeye dikilir, el üstünde tutulurken, bizim hayıtlar, meşeler, dağ çilekleri, çitlenbikler, pınarlar, mis kokulu nergisler, zambaklar parklara, bahçelere caddelere sokulmaz. Onlar girmek isteseler de kökleri kazınır..........". (BÜYÜKYILDIRIM, G., "Lara Plaj, Kumul ve Ormanları).

Lara kum zambağı yeşil yapraklı, glayöle benzer, beyaz çiçekli, soğanlı bir bitkidir. Lara kumulları üzerinde denizden 50-200 metre uzaklıktaki bir şerit üzerinde doğal olarak yetişir. Ağustos-Eylül aylarında çiçek açar. Çiçeğinin olağanüstü güzellikteki kokusu çok uzaklardan duyulur. Sulandığı taktirde Haziran ayında çiçek açmakta, Eylül sonuna doğru güzelliğini sergileyebilmektedir.

Lara'daki kum zambakları park ve bahçelerde çoğaltılmak şöyle dursun, kıyıdan kum çalan ya da temel çukuru açan kepçelerin, dozerlerin bıçaklarıyla soğanları yok edilmiş, büyük bir kıyı kesiminde zambak soyu kıyıma uğratılmıştır. Bugün bu türün son örnekleri yalnızca Lara DSİ kampı'nda kamp sakinlerince korunup çoğaltıldığı için ve bu kampın batısındaki boş kumsalda görülebilir.
 devamı için tıklayın »»»