“PATARA (GELEMİŞ) KORUMA AMAÇLI ÇEVRE

 DÜZENLEME PROJESİ”



Not:Bu yazı Prof. Dr. Coşkun ÖZGÜNEL'in "Patara Yönetim Planı" için hazırlanan yazısından ve Antalya Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu Kararları'ndan yararlanılarak hazırlanmıştır.

I. PROJENİN KONUSU VE AMACI

 

ANTALYA, PataraAntalya İli, Kaş İlçe sınırları içinde bulunan Patara Antik Kenti’nin bir kısmı Gelemiş Köyü yerleşim sınırları içinde bulunmaktadır.  Bu alan III. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak belirlenmiştir. korunması gerekli doğal ve kültürel değerlerin yoğunlaştığı 193 km2’lik yüz ölçümlü Patara Özel Çevre Koruma Bölgesi  (ÖÇKB) içinde yer almaktadır. Biyoçeşitlilik bakımından da, Akdeniz fitocoğrafik bölgesi içinde yer alan Patara ÖÇKB’nin bitki ve hayvan örtüsü ile ekosistem çeşitliliği yönünden önemli bir zenginlik içermektedir.

Bu projenin amacı; “Patara sit alanları’nın korunabilmesi ve mevcut sit potansiyelinin değerlendirilebilmesi için I. derece arkeolojik ve doğal sit alanlarındaki fiziksel baskıyı azaltacak, III. derece arkeolojik sit alanında doğal ve kültürel kaynakları korumaya ve fiziksel mekan çözümlerinde en az yoğunlukla çevreye uyumlu düzenlemeye olanak verecek koruma-kullanma dengeleri göz önünde bulundurularak projelendirme yapılmasıdır”.

“Patara Halihazır Harita Kotlu Plan ve Çevre Düzenleme Projesi” sözleşmesi (1) uyarınca  26.11.1997 tarihinde Kültür Bakanlığı Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu uzmanları ile arazide halihazır harita ilave ve revizyon işlemleri için yer teslimi yapılmıştır.

 

II. PATARA TARİHİ GELİŞİMİ VE ARKEOLOJİK DEĞERLERİN KORUNMASINA YÖNELİK ÇALIŞMALAR

II.1. PATARA TARİHİ GELİŞİMİ

Ülkemiz zengin kültürlerinin, dünya kültürleri içinde ayrı bir yerinin olması, Anadolu topraklarında İ.Ö. 10 bin yıl öncesine kadar giden insan yerleşmelerinin kesintisiz olarak zamanımıza dek korunabilir -doğa veya insan eliyle- bir biçimde ulaşmasından kaynaklanır. Anadolu'nun bu  kesimi uygarlık tarihi içinde eski çağlarda "Likya" diye anılırdı. 19. yüzyıl başlarında yalnızca bilim adamlarının ve gezgincilerin Likya'ya ilgi duyduğu görülmektedir. Türkiye'nın yerli ve yabancılarca çok az bilinen bu yöresi, 1980'li yılların ortasından bu yana çok bilinir oldu.

Unesco duyarlı davranarak; Xanthos ve Letoon'u "Dünya Miras Listesi"ne almıştır. Likya Bölgesi'nin bu seçkinliği sürdürebilmesi için korunabilirliğini sürdürmesi gereklidir.

Likya Bölgesinin, doğasının ve kültür değerlerinin artık çok bilinir olması, bir çok soruni de beraber getirdi. Bilindiği gibi tarihsel çevre ve onu birincil olarak oluşturan arkeolojik alanlar genellikle hem kültürü hem de doğası ile turizm açısından potansiyeli-rantı yüksek yerlerdir. arkeoloji ve turizm tanımları; statik ve dınamık ve birbirlerinin karşıtı-zıt iki olgudan oluşur. türkiye'nin güneybatı köşesinde yeralan likya bölgesi'nin Patara, Xanthos-Letoon ve Pydnai gibi çok önemli antik yerleşmeler oluşturmaktadır.

II.1.1. Planlama Alanı’nın Tarihsel Tanımı ve Antik Kentlerin Kültür Değerleri

Bugün Teke Yarımadası olarak tanınan Anadolu'nun güneybatı köşesi antik devir de Likya olarak anılmaktaydı.

İ.Ö. 2000'de ismine Mısır ve Hitit kaynaklarında Luqqa, Luggu veya Rwka şeklinde rastlanan Likya adı, batı kaynaklarında ilk kez Troya Savaşları nedeniyle geçmektedir. Patara arkeolojik kazılarından ve Patara'ya ait Hitit Yazıtı'ndan (Yalburt'taki kaynak tapınağı ortostsatları üzerindeki Hitit hierogliflerinden, büyük kral IV. Tudhalıya'nın Lukka ülkesi ile savaşlar yaptığı öğrenilmektedir) ve Homeros'un İlias Destanı'ndan - Troyalıların yanında kahramanca çarpışan Sarpedon ve Glaukos yönetimindeki Lykialı yiğitler- elde edinilen veri ve bulgular, Eşençayı'nın suladığı antik Xanthos Vadisi'nın Lukka ülkesi / Likya olduğunu kanıtlamıştır.

Patara’da 1994 kazılarında çıkan "Likya Eyaleti Yol Kılavuz Anıtı" yazıtlarına göre Likyalı’lar "Trimli" adıyla bugünkü Dirmil'de oturmuşlardır. İ.Ö. 2 bin yıl Tunç Çağı'nda yerli halk Dirmil Yaylası'ndan güneye Xanthos Vadisi'ne kadar genişlemiş ve güneydoğu ucundaki Patara Limanı ile denize ve dünyaya açılmışlardır. Erken Demirçağ'da sınırı kuzeyde Elmalı/Beyler, batıda Dalamançayı ve doğuda Finike/Alakırçayı'na uzanır. Yine Patara yol kılavuz anıtı yazıtları'ndan edinilen bilgiye göre Roma'nın Likya Eyaleti sınırları kuzeyde Kibyra, batıda Kaunos ve doğuda Attalea'ya dek uzanır (2).

İ.Ö. II. Yüzyılda Likya Birliği gerçekleştirilmiştir. Birliğin altı önemli kenti Tlos, Pınara, Xanthos, Patara, Olympos ve Myra'dır. Likya'nın bilinen diğer kentleri Limyra, Arykanda, Apollonia, Kyaenai, Phellos, Telmessos, Kadyanda ve Oinoanda'dır. Bu kent devletlerinden oluşan Likya Birliği'nin başkenti arkaik ve klasik çağlarda (İ.Ö. IV. yüzyıla dek) Xanthos, Hellenistik çağda ise Patara'dır. İmparator Claudius İ.S. 43'te Likya Birliği'ni Roma'nın "Likya Eyaleti" ne dönüştürmüştür. Likya'da Lukkalılar’dan Osmanlı'ya kesintisiz bir varoluş sözkonusudur.

Likya bölgesinde sürdürülen kazılarda, Tlos'ta bulunan II. bin baltası, Patara Nekropolünde bulunan prehistorik balta, yine patara nekropolünde ele geçen protogoemetrik seramik parçaları da yerleşmenin antik dönemlerini gözönüne sermektedir.

İ.Ö. 540 sıralarında Likya'yı ele geçiren Pers egemenliğine değin Likya bağımsız yaşamıştır. Heredot, Likya'yı ele geçiren Pers generali Harpagos'a karşı Xanthos halkının kahramanca savaştığını anlatır. İ.Ö. 334'te İskender ile başlayan Hellenistik dönemde ve yaklaşık yüzelli yıl eller değiştien kargaşa döneminde de Likya "Likyalılığından" ödün vermez.

İ.S. I. Yüzyıl başından itibaren bazı Roma İmparatorlarının bölgeye gelmeleri, İ.S. II. yüzyılda yaşayan zengin Likyalıların kendi kentleri dışında başka kentlere de büyük yardımlarda bulunmaları gelişmiş mamur bir Likya'nın doğmasına ve bu dönemin kalıntılarının günümüze dek ulaşmasına neden olmuştur.

Likya, İ.S. IV. yüzyılda hrıstiyanlığı ve konstantin ile birlikte girilen Bizans Çağı'nı yaşamıştır. XV. yüzyıl sonuna dek -II. Mehmet Oğlu Şehzade Cem  1478-79 yıllarında Patara'da bulunmuştur- varlığını sürdürmüştür (3).

II.1.2. Patara Antik Kenti'nin Arkeolojik ve Tarihsel Yönden Tanımı

Patara, Xanthos ırmağı ağzının yakınında konumlanmış, arkeolojik kalıntılarıyla 10 km²'lık geniş bir alana yayılan önemli bir likya kentidir. Akdeniz ile 18 km. uzunluğundaki benzersiz bir kumsalla bütünleşmiştir. Önemini tüm antik çağlar boyunca görkemli limanına, Apollon önbiliciliğine borçludur. Efsaneye göre adını, Apollon'un Xanthos kızı Likya'dan olma oğlu Pataros'tan alır. Patara, yazıtlarda ve sikkelerdeki yazılış şekli ile Likya dilinde Pttara diye geçmektedir.

Likya birliği politik nabzının attığı, bu nedenle de ilgili Roma yöneticilerinin konakladığı bir metropoldür. Erken hristiyanlık çağı'nda Metropolit'in oturduğu ve Aziz Nikolaus'un doğduğu kutsal bir başkenttir.

Patara'da Prof. Dr. Fahri Işık başkanlığında 1988'de yüzey araştırmaları başlamış ve daha sonra titizlik ve özveriyle yürütülen kazı çalışmaları halen günümüzde de devam etmektedir.

Mettius Modestus Takı:  İ.S. 100 yılı dolaylarında Roma'nın Likya ve Pamphylia eyaletleri genel valisi C. Trebonius Proculus Mettius Modestus tarafından yaptırılmıştır. Üç kemerli, iyi korunmuş, Patara'nın simgesi sayılan görkemli, anıtsal bir yapıdır.

Tiyatro: Kentin güney ucunda "Kurşunlu Tepe"nin eteğinde konumlanmıştır. İyi korunmuş yapılardan olan tiyatroda bulunan yazıta göre İ.S. 147'de yapılmıştır.

Bouleuterion (meclis binası): Tiyatro yakınındadır.

Hamam Yapıları: Antik kentte; Merkez Hamamı, Vespasian Hamamı, Liman Hamamı ve Hurmalık Hamamı olarak nitelendirilen 4 hamam yapısı vardır.

Nekropol: Yoğun olarak antik limanın iki yakasında ve Kurşunlu Tepe'de ve tüm kente dağılmış olarak, tapınak gömütten lahitlere kadar çeşitli türleri vardır.

Tepecik Nekropolü: Genişliği yer yer 7 m.yi bulan toplam 102 m. uzunluğunda açılmış Nekropol alan buluntularıyla, Likya gömütleri ile örtülü gömme ve tapınma gelenekleri konusunda önemli bilgiler verir. Örneğin, bir açmada   küp-gömüt, pişmiş toprak lahit, harç gömüt, kremasyon ve normal ceset gömüsü olmak üzere birbirinden çok farklı gömü türlerine kısa zaman aralıklarıyla rastlanması, bölgenin ölü gömme gelenekleri açısından ilginçtir. Tepecik Nekropolü, İ.Ö. 1. binyıl başlarından Bizans Çağı ortalarına dek uzanan evrelerin ürünü örnekler gösterir.

Mezar çeşitlerine bazı örnekler olarak aşağıdakileri de sıralayabiliriz:

Liman kazılarında temel düzeyin yaklaşık 2,50 m. altında bir yeraltı kaya gömütü (hypogeion) bulunmuştur. Ele geçen ölü armağanlarından yola çıkılarak gömütün İ.Ö. II. yüzyıl ortaları ile İ.Ö. I. yüzyıl ortalarına tarihlenmesi olanaklıdır.

Ayrıca Akdam kaya gömütü ve ele geçen diğer üç kaya gömütü, daha nicelerinin toprak altında olduğunu göstermektedir.

Patara'da şimdiye kadar üç anıtsal sunak gömüt ve iki erken dönem Likya Lahti'nin ele geçmesi de gömüt örneklerinin çeşitlilik zenginliğini gözler önüne sermektedir.

Korint Tapınağı: İ.S. II. yüzyıla tarihlenir.

Kiliseler: Kentte 6 kilise bulunmaktadır. Bunlardan Büyük Kilise, beş nefli bir plana sahiptir. 90 cm. kalınlığındaki duvarlarla çevrilen Kilise 33 x 43,50 m. ölçülerindedir. İki katlı olduğu mimari elemanlarından anlaşılan yapı, Patara'nın en eski ve önemli kilisesidir.

- Bugünkü görkemli Doğucasarı Kalesinin bir Bey Kalesi "Dynast Yerleşimi" olabileceği verileri ele geçmiştir.

Yol Kılavuz Anıtı: Anıtın blokları ne yazık ki Bizans Çağı suruna devşirilmiştir. Anıtın yazılı kısmı 1,60 x 2,35 x yak. 5,50 m. boyutunda dikdörtgen bir prizma şeklinde olup, 49'u yazıtlı toplam 53 bloktan oluşmaktadır. Yazıtlardan 41 adeti bulunmuştur. Yunanca Yazıtta Likya'nın bir kentinden bir başka kente olan mesafeleri "stadion" ölçüsünde verilmektedir.

Yol anıtı, Roma'nın ilk eyalet valisi Quintus Veranius tarafından İ.S. 45-46 yıllarında yaptırılmış ve İmparator Claudius'a ithaf edilmiştir. Yazıtlarında "Biz Trimililiyiz" diyen Likyalıların anayurdu ilk kez bu buluntu ile kesinleşmiştir.

Ana Cadde: Kentin kuzey-güney ana aksını oluşturduğu belirlenen cadde  12,65 m. genişliği, nitelikli döşeme taşları ve yol boyunca kesintisiz süren kanalizasyonu ile ilgi çekmektedir. Batı'da ana caddeyi sınırlayan, kuzey-güney doğrultuda Stoa bulunmaktadır.

Köprü: Patara'ya karadan girişi sağlayan Kısık geçitinde yeralmaktadır. Patara'yı kuzeydoğudan kuşatan dağ ve tepelerden inen sel sularının Xanthos Ovası'na geçişini sağlayan tek geçittir.

Geç Antik Surlar ve Ortaçağ Kent Surları: Doğuda tiyatro, gymnasium ve hamamları da içine alan, kuzeye doğru uzanan görkemli bir sur duvarı vardır. İ.S. IV. yüzyılda alanı küçülen surların, İ.S. V. ve  VI. yüzyılda geç antik surların dışına taşıp, genişlediği Büyük Bazilika ve Liman Bazilikası'nın konumundan anlaşılmaktadır.

Antik Liman:  Likya'nın ana limanıdır. Liman çalışmalarının önemli sonuçlarından birisi "Liman Seti"nin açığa çıkarılmasıdır.

II.1.3. Patara Yöresinde Biyolojik Çeşitlilik

Patara özel Çevre Koruma Bölgesi Yönetim Planı Bilimsel Araştırmaları kapsamında arazide yapılan biyolojik çeşitlilik araştırması sonucunda, biyolojik çeşitlilik bakımından bazı alanların hassas olduğu saptanmıştır. Gelemiş Köyü yakın çevresindeki bu alanlar ve nitelikleri aşağıda özetlenmiştir:

a. Dedekum Tepesinden denize kadar olan kesim:

Dedekum Tepesi’nde kumulun eni 1500 m.’ye kadar çıkmakta ve denizden itibaren ülkemiz kıyı kumullarında görülen birçok bitki birliği bu alanda kademeli olarak yer almaktadır. Dedekum Tepesi’nin güneyindeki sabıt kumullarda görülen bitkilerden “ammophlia arenaria subsp. arundinacea” ve “thymelaea hirsuta” gibi bitkiler kumul hareketini engellemede kullanılabilecek potansiyele sahiptir. Yörede sağlıklı potansiyeller oluşturan bu bitkiler ülkemizde çok az bilinmektedir. Bu alanda bulunan “ıpomoea stolonıfera” ve “pancratıum marıtımum” gösterişli çiçeklere sahip türlerdir.

b.Gelemiş Gölü ve Patara Harabeleri Çevresi:

Göl ve çevresi Patara ÖÇKB’ndeki en önemli sulak alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Çok daha geniş ve önemli olan Ova Gölü maalesef büyük oranda kurutulmuştur. Alandaki su dengesi; kuş göçleri ve yuva alanları, ekosistemin döngüleri açısından önem taşımaktadır. Phoenix Theophrastil (Datça Hurması) Marmaris’in doğusunda sadece Patara Antik Kenti içinde bulunan tek bir öbekle temsil edilmektedir.

Gelemiş Gölü ve Ova Gölü ÖÇKB içinde yer alan önemli sucul ekosistemleri oluşturmaktadır. Ova Gölü ve çevresinde yapılan kurutma çalışmaları bu sistemin özelliklerini hızla yitirmesine neden olurken, Gelemiş Köyü’ndeki yoğun yapılaşma da Gelemiş Gölü’nün su tutma kapasitesini etkilemektedir. Bu sonuç gölün çevresindeki su yüzey alanında meydana gelen daralma ile ve yerleşimlerden göle karışan kirlilik nedeniyle kıyı vejetasyonunda (phragmites australis) gibi meydana gelen olağanüstü artışla kendini belli etmektedir.      devamı için tıklayın »»»


    DİPNOTLAR

(1) UTTA ile 20.11.1997 tarihinde imzalanmıştır

(2) ÖZGÜNEL, C., Kasım 1996, “Patara Özel Çevre Koruma Bölgesi Yönetim Planı Bilimsel Araştırmaları / Arkeoloji Taslak Sektör Raporu”.

(3)  y.a.g.e.,